Sayın Mahmut Tanal'a Mektubum

12.05.2026

Sn. Mahmut Tanal,

Merhaba. Ben Merve Büyükbayrak. Sn. Adnan Oktar’ın 30 yıllık yakın arkadaşıyım. Adnan Oktar Davası’nda hukukun/kanunların yüzlerce aşamada gözardı edilmesi, ihlal edilmesi sonucu sözde örgüt yöneticiliği ithamıyla 8600 yıl ceza aldım.

Bugün İBB dosyasıyla ilgili, özellikle de sol basında sanki ilk defa yaşanıyormuş gibi hayretle anlatılan, tepki gösterilen, her gece saatlerce eleştirilen hukuksuzlukların, mağduriyetlerin aynısını 8 sene önce ve 8 sene boyunca yaşadığımız için konuya oldukça vakıfım. Gelişmeleri denk geldikçe basından okuyorum.

Sizi temin ederim, ne iddianamemizin 4000 sayfa oluşu, ne somut delilden yoksun soyut beyan yığını oluşu, ne dedikoduname oluşu, ki bunu Sn. Ümit Kocasakal Mahkememizdeki savunmasında söylemişti, ne insanların cezaevine girme korkusuyla iftiraya zorlanmaları, ne belli avukatların etkin pişman devşirmek için cezaevi cezaevi dolaşmaları (bu tabiri de ilk kullanan bizdik), ne gizli dosyalardan bir kısım basına evrak sızdırılması, ne Mahkeme kararlarının UYAP'ta açıklanmadan önce Nedim Şener gibi gazetecilerce sosyal medyadan duyurulması, ne beraat veren hâkimlerin başka yerlere sürülmeleri, ne etkin pişmanların 8-10 kere farklı zamanlarda ifade vermeleri, ne Segbis tutanaklarında sahtecilik yapılması, ne Masak evraklarındaki sahtecilikler ve ne de daha yüzlerce detay ilk defa yaşanıyor!!

Biz hepsini, daha da fazlasıyla yaşadık!

Adnan Oktar Davası bir Derin Devlet kumpasıdır. 8 sene önce pilot uygulama olarak hayata geçirilen bir kumpas maalesef ki birtakım çevrelerce kabul gördü. İdeolojik kaygılarla baktıkları için, kendilerinden görmedikleri için, Adnan Bey’in fikirlerini ve fikri mücadelesini, anti-Darwinist, anti-Materyalist, anti-bağnaz çalışmalarını fikirle alt edemedikleri için, bu kumpası "fikrimizin susturulması" için bir fırsat olarak gördüler! Bir şey olmayacak zannettiler, halbuki yanıldılar.

Hukuksuzluk canavarını beslediler, büyüttüler, bize dokunmayan yılan bin yaşasın dediler.

AMA o büyüyen canavar bugün kendilerine de saldırmaya başladı. Dün "oh olsun" dedikleri ne kadar hukuksuzluk varsa, bugün başka başka camialara da isabet etmeye başladı.

Bunda, sırf fikri husumetle, fikri hasetle bir nevi kumpasın basın ayağı gibi hareket eden, kendi propaganda gücünü Adnan Bey söz konusu olunca, kumpasın ekmeğine yağ sürmede kullanılan gazetecilerin, basın mensuplarının rolü, sorumluluğu çok büyük!!

Hukuksuzluklara, adaletsizliğe onay verdiklerinde, gelecekte bunun kendi sevdiklerine de isabet edeceğini öngöremediler. Biz çok anlattık ama kulak tıkadılar.

Ve bugün bakıyorum, konu İBB davası olunca lekelenmeme hakkını gözeten, her fırsatta masumiyet karinesini hatırlatan, sanıkların ailelerinin psikolojik durumlarını da dikkate alan müthiş sağduyulu, dikkatli, titiz ve ilkeli/etik bir yayın politikası yürüten basın -ki doğru olan budur, takdir ediyorum-, birebir aynı olayları biz yaşarken, şu anda sağ basından şikayetçi oldukları, eleştirdikleri, ayıpladıkları ne kadar konu, tutum varsa, hepsini bir bir yaptılar. Canlı yayında "oh olsun" bile dediler!

7/24 iftira içerikli yayınlar yaptılar. Bir kere bile cevap hakkı tanımadılar! Yıllarca bizi delilsiz şekilde itham ettikleri suçlardan beraat ettik. Bırakın özeleştiri yapmayı, beraatlerin haberini bile yapmadılar!

  1. Casusluk'tan beraat ettik, kesinleşti!
  2. FETÖ’den beraat ettik, kesinleşti!"
  3. Nitelikli Dolandırıcılık + Kara para Aklama + Mal varlığı Değerlerini Kaçırma + Rüşvet gibi tüm mali suçlardan beraat ettik, kesinleşti!

Bunları basında hiç duymamış, okumamışsınızdır, çünkü hiç haber olmadı! Yalan haber yapmaya gelince birbiriyle yarışan basın, gerçekleri yazmaya gelince sessizliğe gömüldü!

            Konu Adnan Bey ve bizler olunca;

  • Etkin pişman söylüyorsa doğrudur, neden yalan söylesinler" deyip etkin pişmanların beyanlarındaki binlerce çelişkiyi görmezden gelenler, bugün sabahtan akşama İBB davasındaki etkin pişmanları eleştiriyor.
  • Adnan Oktar Davası’nda iftiraya mecbur bırakılan, cezaeviyle / mallarına-mülklerine el koymakla korkutulan etkin pişman ve müştekiyi sürekli kanallarına çıkartıp, iftiralarını yayınlamalarına zemin hazırlayanlar, bugün İBB davası etkin pişmanı herhangi bir kanala çıkartıldığında kıyamet koparıyorlar.
  • Dün bizler ailelerimizden yüzlerce km öteye (Van'a, Erzincan'a, Burdur'a, Konya'ya, Manavgat'a, İzmir'e, Kayseri'ye, Tarsus'a...) zorunlu sevk edilirken, hatta 1 kere de değil defalarca farklı şehirlere gönderilirken, Sözcü'de, Halk Tv'de büyük bir keyifle ellerinde sopalarla "bu uygulamayı beğenenler(!)", bugün İBB dosyası kapsamındaki sevklere tepki gösterip duruyorlar.
  • Bizim ailelerimizin yaşadıkları zorluklara gözlerini kapatan, yaptıkları her yalan haber sonrası ailelerimizin ne hissedeceğini yok sayan, bu süreçte vefat eden 61 anne-baba umurlarında olmayanlar, bugün İBB davası sanıklarının ailelerine müthiş ihtimam gösteriyorlar.
  • Dün Adnan Oktar dosyası ile ilgili bize verilmeyen evraklar "bir şekilde" (!) elde edilirken, bugün İBB dosyası ile ilgili bilgi sızdırılmasını eleştiriyorlar.

İşte bu ikiyüzlülük, bu samimiyetsizlik bugün hukuksuzlukların bu aşamaya gelmesinde bence en büyük etkendir. Evet bugün İBB davasıyla ilgili hassasiyetler doğru ve haklı, bize yönelik tutumlar ise yanlıştı ve hatalıydı.

Mahmut Bey,

Son zamanlarda İBB davası konuşulurken, Ergenekon davasıyla benzerlik üzerinde duruluyor. O kadar geriye gitmeye gerek yok!!

İBB davasında, 8 yıldır Adnan Oktar Kumpas Davası’nda yaşananlar birebir yaşanıyor.

Sen-ben ayrımı olduğu sürece, mitinglerde birlik mesajları içeren sloganlar atılıp ama fiiliyatta sadece kendinden olanların dertleriyle dertlenildiği sürece, "herkese eşit adalet" denilip günün sonunda "sadece bana / benim sevdiklerime adalet" zihniyetinde olunduğu sürece, hukuksuzluklar anlatılırken, onlarca sene öncesinden bile örnekler verilip, burnumuzun dibinde yaşanan koskoca bir kumpas yok sayılırsa, bu artan mağduriyet değişmeyecektir.

Türkiye'de herkesin ittifakla duayen kabul ettiği, İBB davasında, Sn. İmamoğlu'nun başka pek çok davasında görüşlerine başvurulan hocaların da aralarında olduğu hukuk profesörlerinin (Prof. İzzet Özgenç, Prof. Adem Sözüer, Prof. Tolga Şirin, Prof. Osman Can, Prof. Osman Yaşar, Prof. Yusuf Yaşar, Prof. Ali Turhan, Prof. Ahmet Ceylan Tuğrul, Prof. Fatih Birtek, Prof. Zeki Aslan gibi...) dosyamıza sundukları, 100'e yakın mütalaada “Adnan Oktar dosyasında örgüt yok, suç yok, cinsel suç yok” demelerine rağmen bu kumpasa göz yumulursa, bu bereket getirmeyecektir. Hukuksuzluklar karşısında birlik olup karşı durmak Allah'ın Kuran'da bildirdiği önemli bir sır'dır. Çözümün tek yolu da budur.

Allah ayette; "Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletten alıkoymasın. Adil olun. Takvaya uygun budur." der. (Maide Suresi, 8)

Aksinde; yaşanılanlar bir kısır döngü halinde sürüp devam edecektir.

Sn. Tanal, Ben sizi TV'de hep görüyorum, konuşmalarınızı dinliyorum. Geçmişte başka arkadaşlarımın da size yazdığını biliyorum. Sizin adaletsizlikler, eşitsizlikler karşısındaki sağlam tavrınız herkesin malum. Bu nedenle bizim dosyamızla ilgili de sizi bilgilendirmek istedim. Kutuplaşarak bu sorunlar çözülmeyecek!

Bizler inançlı, dindar insanlarız. Allah'ın bizi bu sıkıntılı imtihanlarla Cenneti'ne hazırladığına, ruhumuzun, ahlakımızın en güzel hale gelmesi için bizi eğittiğine inanıyoruz. Cezaevleri malum, Medrese-i Yusufiye'dir müminlere. Nimettir, fırsattır. Suçsuz masum insanlar için Allah'tan hediyedir. Zorluklar, çileler çok kıymetli.

Bu dünyaya boşuna gelmedik! Ruhumuzu iyice güzelleştirip, derinleştirip, olgunlaştırıp, Allah'a sevgimizi en güzel hale getirip ahirete gideceğiz hepimiz. İşte bunun kazanılacağı en kıymetli mekânlardayız. Hepsi hayrımıza.

Bize de bu 8 senelik süreç müthiş berekete vesile oldu. Bu mübarek medreselerde gençleştik, sağlık-sıhhat kazandık daha da. İftiralar, yalan haberlerin samimi müminlere asla hiçbir zararı olamaz!!

Bilakis fayda, bereket, izzet...

ANCAK, tüm bu yaşananlar, ülkemizde adalete olan güvensizliğin en alt seviyeye inmiş olması, bu kutuplaşmalar, herkesin sadece kendisine adaleti savunuyor olması ülkemize çok zarar veriyor. Faturası ağır oluyor.

Devlet'e-millete 45 yıldır faydalı, Atatürkçü-milliyetçi, vatansever, anti-yobaz, Kuran Müslümanlığını savunan, eğitimli bir camianın yaşadıklarını görmezden gelmek bereketsizlik, uğursuzluk getiriyor.

Eğer bu sıkıntıların son bulması isteniyorsa, sen-ben ayrımını bırakıp, ideolojik önyargıları bırakıp gerçekten herkese adaleti, -Adnan Oktar Camiası’na da- adaleti savunmak gerekiyor.

Öncü olmanız dileğiyle. Bütün hukuksuzlukların son bulması dileğiyle…

Saygılarımla

Merve Büyükbayrak

Kocaeli Yüksek Güvenlikli

1 no’lu F Tipi

KCİK