
Adnan Oktar arkadaşlarımı, beni ve diğer arkadaşlarımı, iman ruhuyla, Kur’an ruhuyla yetiştiren “aslanlar aslanı” bir delikanlıdır. Ona duyduğum derin sevgi ve arkadaşlarımla aramızda oluşan bu güçlü bağ, kalplerimize sevgiyi yerleştiren Allah’ın bir lütfudur. Bu bağ insanların kendi çabalarıyla kurabilecekleri birşey değildir; Yüce Allah’ın takdiriyle meydana gelmiştir. Nitekim Kur’an’da da bu hakikate işaret edilmektedir.:
“Ve (Allah), onların kalplerini birleştirmiştir. Sen yeryüzünde bulunan her şeyi verseydin, yine onların gönüllerini birleştiremezdin, fakat Allah onların aralarını bulup kaynaştırdı. Çünkü O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir. (Enfal Suresi, 63)
DOLAYISIYLA, BİZİ BİR ARADA TUTAN UNSUR NE İNSANÎ ÇIKARLAR NE DE DÜNYEVÎ BAĞLARDIR; AKSİNE, KALPLERİMİZE ALLAH TARAFINDAN BAHŞEDİLEN SEVGİ VE MUHABBETİN GÜÇLÜ BİR TEZAHÜRÜDÜR. Bu sevgi, basit bir duygu olmanın ötesinde, ihlasla dolu ve samimi kalplerde yaratılmış derin bir sır olarak nitelendirilir. Bu gerçeği bilmeyen kişiler için, aramızdaki bu manevi bağın derinliğini kavramak mümkün değildir.
İnsanlar dünya üzerindeki en güçlü bağların aile bağları olduğunu düşünürler.; anne-çocuk ilişkisi, eşler arasındaki dayanışma, kardeşlik vb…. Ancak gözlemler göstermektedir ki bu bağlar, en ufak bir çıkar çatışmasında gevşeyebilir ya da tamamen kopabilir. Miras, maddi beklentiler veya kişisel menfaatler gibi konular, kardeşlerin birbirine sırtını dönmesine, anne ile çocuğun arasının açılmasına veya çocuğun ebeveynini terk etmesine zemin hazırlayabilir.
Gerçek anlamda kopmayacak tek bağ, Allah rızasına dayalı sevgidir. Bu sevgi karşılıksızdır ve yalnızca Allah rızası üzerine kuruludur. Bizim arkadaşlık ve dostluk ilişkimizde de yaşanan budur.

ADNAN BEYE DUYDUĞUM DERİN VE YAKICI AŞK ONUN , FİZİKSEL ÖZELLİKLERE DAYALI YÜZEYSEL BİR HAYRANLIKTAN ÖTEYE GEÇMEKTEDİR. Onun ayn-ül hadra yeşil gözlerine, siyah saçılarına, geniş omuzlarına, kaşının ortasındaki tek kaş çatma çizgisine, kevseç sakallarına, güzel yüzüne hayranlığım elbette çok yüksek ama asıl sevdiğim ruhudur. . Onun sahip olduğu sevgi, şefkat, merhamet, en zorlu durumlarda bile vicdan ile hareket etme iradesi beni derinden etkileyen özellikleridir. Onun sevgisi, şefkati, merhameti; kendi aleyhine dahi olsa daima vicdanıyla hareket etmesi; kalbinin herkese yetecek kadar sevgiyle dolu olması, çocuk gibi masum, kuzu gibi saf olması; ciddiyetini neşeyle birleştirmesi; derinliğiyle birlikte affediciliği… İşte benim ona deli aşık olmama ve müthiş sevgi duymama sebep olan asıl bunlardır.
Sadakat, onun en belirgin bir diğer özelliğidir. Ben yaşlanıp zayıf düşsem, hasta veya sakat olsam bile, bana olan bağlılığından asla vazgeçmeyeceğini bilirim. Kişi kendi isteğiyle ondan uzaklaşmadıkça, o da sonsuza dek kimseye sırt çevirmeyen bir insandır. Bu, sevginin en güven verici yönünü oluşturur. BU BAĞ YALNIZCA İNSANÎ BİR İLİŞKİ DEĞİL; ALLAH’IN İZNİYLE FİLİZLENMİŞ METAFİZİK BİR BAĞDIR. HİÇ KİMSE BU BAĞI KOPARAMAZ. Zaten koparmaya çalışanların tüm çabaları sonuçsuz kalmıştır. Bu hakikati anlayamayanlar ve anlamamakta direnenler, sosyal medya üzerinden türlü paylaşımlar yapsalar da, BİZİM BAĞIMIZI ÇÖZMEYİ BAŞARAMAZLAR.
(31.10 2022 tarihinde 30. Ağır Ceza Mahkemesindeki savunmamdan esinlenilmiştir)