Sayın Adbülhamit Gül'e Mektubum

12.05.2026

Sn. Abdülhamit Gül,

Merhaba. Ben Merve Büyükbayrak. Sn. Adnan Oktar’ın 30 yıllık yakın arkadaşıyım. Adnan Oktar Davası’nda hukukun/kanunların yüzlerce aşamada gözardı edilmesi, ihlal edilmesi sonucunda aleyhimizde tek bir hukuken geçerli somut suç delili olmamasına rağmen 8600 yıl ceza aldım/aldık. 8 yıldır da tutukluyum.

Malumunuz camiamız her daim Devlet’e sadakatiyle, vefasıyla, güvenilirliğiyle tanınan bir camiadır. 45 yıldan fazla süredir Devlet’e millete hayırlı faaliyetlerimiz, her zaman Devlet yanlısı duruşumuz, Adnan Bey’in taa 1994’ten beri Sn. Cumhurbaşkanımız’a olan kesintisiz, kayıtsız, şartsız desteği bilinen gerçeklerdir.

Devletimizin bizi tanıdığının, bildiğinin, bizim asla suç işlemeyeceğimizi bildiğinin en önemli delili de, basında 8 senedir aleyhimizde 7/24 akılalmaz yalanlara, iftiralara dayalı bir kara propaganda yürütülmesine rağmen, ne Sn. Cumhurbaşkanımızın, ne Sn. Bahçeli'nin 1 kere bile aleyhimizde konuşmamış olmalarıdır.

Eğer ki, iddianamede geçtiği üzere, bizlerin güya casusluk yapan, FETÖ ile irtibatlı, kara para aklayan, kadınlara-çocuklara kötü muamelede bulunan, cinsel suçlar işleyen bir örgüt olduğumuza dair en ufak bir şüphe bile olmuş olsaydı, ne Sn. Erdoğan ne Sn. Bahçeli'nin susmayacağı herkesçe bilinen bir durumdur.

Nitekim 11 Temmuz 2018 operasyonu, camiamızın, Adnan Bey’in ve bizlerin güvenilirliğimizi bir kere daha tescillenmiş olması hasebiyle çok çok hayırlı oldu.

  • 2 yıl boyunca yürütülen fiziki-teknik takiplerde
  • Defalarca dinlenen telefon konuşmalarımızda (benim telefonum 3-4 kere dinlenmiş)
  • Evlerimizin önündeki, çöpçü kılığındaki sivil polislerce düzenli olarak (muhtemelen cinsel iftiralar için dayanak oluşturmak amacıyla delil arandı) aranan çöp konteynırlarında)
  • Operasyon günü baskın yapılan 150 evde, ofiste, stüdyolarımızda
  • Operasyon günü uyuşturucu/alkol testi yapılmak üzere alınan kan ve tükürük örneklerimizde

Tek bir suç deliline, gayri kanuni bir duruma, gayri-ahlaki bir görüntüye, tek bir hukuk dışı / yasak bulguya RASTLANMADI!

Tertemiz bir topluluk olduğumuz bir kez daha tasdik edildi.

  • Siz de dönemin Adalet Bakanı olarak eminim ki bu süreçte yaşadıklarımızı az-çok biliyorsunuzdur.

Eminim ki;

  • Dosyada soyut beyan dışında aleyhe somut delil olmadığını,
  • 4000 sayfalık iddianamenin, 20-30 yıllık arkadaşlarımızın cezaevinden çıkmak ya da cezaevine girmemek için, can havliyle söylemeye zorlandıkları, cezaevi korkusuyla attıkları iftiralarla dolu bir yığın olduğunu,
  • İzzet Özgenç, Prof. Adem Sözüer, Prof. Osman Doğru, Prof. Osman Can, Prof. Yusuf Yaşar, Prof. Ali Turhan, Prof. Ahmet Ceylan, Tuğrul, Prof. Tolga Şirin, Prof. Zeki Aslan gibi duayen hocaların dosyamıza sunduğu 100'e yakın mütalaada, bilirkişi raporlarında 'ortada bir örgüt olmadığını, cinsel suçların olmadığını, dosyada tek bir suç olmadığını' hukuki delillerinin açıkça ortaya konduğunu,
  • Bu mütalaaların dosyamızda yok sayıldığını,
  • İzzet Özgenç'in mütalaasındaki tabiriyle dosyada tek bir "doğal müşteki" olmadığını, insanların cezaevi korkusuyla, zor ve baskı altında müşteki olmaya mecbur bırakıldıklarını,
  • Dönemin Başsavcı vekili Hasan Yılmaz tarafından, müşteki genç hanımlara yurt dışına çıkış yasağı konduğunu ve bu şekilde üzerlerinde baskı oluşturulup, aleyhimizde iftira atmaya zorlandıklarını
  • Gencecik hanımların / beylerin, bir hafta öncesinde evlerinde güvenli ortamlarında yaşarken, bir hafta sonra sözde örgüt yöneticiliği gibi, sözde cinsel istismar gibi katalog suçlarla suçlanıp kendilerini cezaevinde bulduklarını,
  • Celal Ülgen'in ofisinden Fuat Selvi gibi avukatların –hiç para almadan– tüm Anadolu'daki cezaevlerini gezerek, bir nevi etkin pişman avcılığına çıktıklarını,
  • "Bir daha cezaevinden çıkamayacaksınız" diyerek insanları dehşete kaptırarak, zorla istedikleri iftiraları verdirttiklerini,
  • Hayatında Karakol'a gitmemiş tertemiz insanların ailelerinden uzak, başka başka şehirlerde küflü,
  • rutubetli, fareli, böcekli hücrelerde tutularak dirençlerinin zorlandığını,
  • Ve ekteki listede özetlediğim pek çok hukuksuzluğu yaşadığımızdan haberiniz vardır, duymuşsunuzdur. Eğer bilmiyorsanız da, dava dosyamızda bu yazdıklarımın hepsi delilli-ispatlı mevcuttur. İncelemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

Sn. Gül,

Adnan Oktar Davası bir KUMPAS’tır.  Derin, karanlık odakların bir kurgusudur. Zaten dosyamızı incelediğimizde bunu hemen farkedersiniz.

Sn. Adnan Oktar’ın dünya çapında Darwinizm’i yerle bir etmeiş olması, kitaplarıyla milyonların hidayetine vesile olmuş olması, Kuran Müslümanlığını savunan, anti hurafe bir insan, fikir adamı olması Doğu Perinçek’in ifadesiyle Adnan Bey’in imani çalışmalarının AK Parti’nin iktidarına zemin hazırlamış olması, her şartta Sn. Erdoğan’a olan destepi ve 50 yıldır yaptığı faaliyetler ve etkisi, yaklaşık yarım asırdır Adnan Bey’in derin odakların hedefinde olmasının, belirli aralıklarla düzenli kumpaslara maruz kalmasının, suikast girişimlerine maruz kalmasının nedenidir.

Bu davanın bir kumpas olduğunda tüm duayen hukukçular hemfikir.

Benim avukatım, 8 yıldır bu dosyada da müdafiliğimi yürüten Prof. Ahmet Gökçen de her duruşmada 8.600 yıl cezaların hukuk dışılığını, dosyamızın hukuken beraati gerektirdiğini anlatıyor.

Biz inançlı insanlarız. Allah'a güveniyoruz. Allahımız herşeyi samimi müminler için, onların lehine, hayrına yaratır. Tuzakla, kumpasla kaderde "bozulmuş" olarak yaratılır. Aksi mümkün değil. Dolayısıyla bizler de kaderde en hayırlı vakitte, bu sınavın süresi dolduğunda beraat edeceğimize eminiz evvel Allah.

Nitekim; TCK'daki bütün suçların üzerimize bir nevi boca edildiği 8 yıl öncesinden bugüne kadar olan süreçte;

  1. Casusluk'tan beraat ettik, kesinleşti!
  2. FETÖ’den beraat ettik, kesinleşti!"
  3. Nitelikli Dolandırıcılık + Kara para Aklama + Mal varlığı Değerlerini Kaçırma + Rüşvet gibi tüm mali suçlardan beraat ettik, kesinleşti!

Güya sadece cinsel suçlamalar kaldı, onların da toplumsal infial oluşturmak amacıyla, hem sağ hem sol camiaların sinir uçlarına dokunmak kastıyla, bize yönelik olan toplumsal destekleri engellemek için ortaya atıldığını HERKES biliyor. Aleyhimizde konuşanlar da biliyor, Devletimiz zaten biliyor, MİT zaten biliyor, Milletimiz zaten biliyor.

Ayrıca dosyada cinsel suçlamaların delilsiz olduğunu gösteren en somut delil, güya mağdur olduğu iddia edilen hanımların ADLİ TIP raporlarının (iç beden ve ruh muayenesi) TEMİZ çıkmış olması!!

Bizlerin bu hanımlarla yüzleştirilmemiş olmamız!

Bu hanımların beyanlarında, hem kendi içinde, hem aralarında toplam 1500 çelişki tespit edilmiş olması! Ve de lehimizde olan yüzlerce delil... Hepsi bizi aklıyor elhamdülillah.

Dolayısıyla diğer suçlardan beraat ettiğimiz gibi, geriye kalan suçlardan da beraat edeceğimize şüphe yok!

Bize sevap oluyor, Peygamberlerin sünnetini yaşamış oluyoruz. Şerefleniyoruz. Allah farkımızı ortaya çıkarıyor. Biz açıkçası bu şahane, şerefli eğitimin tadını çıkarıyoruz.

! İnsanların gerçek karakteri, kalitesi, sadakati, inancı zorluk zamanlarında ortaya çıkar. İyi günde herkes sadıktır, herkes vefalıdır, herkes tevekküllü olduğunu söyler!

Asıl olan, ayetteki gibi; iş kararlılık gerektirdiği zaman bu ahlakta olabilmek.

İşte bu 8 yıllık süreç, bizim tüm güzel yönlerimizin, sadakatimizin, güvenilirliğimizin tapu senedi gibi oldu.

EvvelAllah, aslanlar gibi, dimdik, sapasağlam duruşumuzla tarih yazıyoruz. Devletimiz'in de bizi gururla, iftiharla izlediğini düşünüyoruz.

Bize yüzlerce hayrı, faydası olan bir sürecin içinde nimetleniyoruz. Allah bizi davanın tehlikelerinden koruyor, güçleştiriyor, dinçleştiriyor, bütün kara propaganda bize bereket olarak geri dönüyor.

ANCAK; ülkemizde adalete olan güvensizliğin geldiği seviye ortada. Ve bunun silsile şeklinde pek çok olumsuzluğa vesile olduğu da bilinen gerçek. Toplumsal sıkıntılar görmezden gelinemeyecek boyutta.

Hukuksuzluklara ses çıkarılmadığı sürece de ne ekonominin ne pek çok hoşnutsuzluğun düzelmesi olası görünmüyor. Bütün profesörler sabah akşam bunu anlatıyor.

Devlete böyle bağlı, böyle sadık, böyle tertemiz, hayırlı bir camiaya bile bunlar yaşatılıyorsa, bu hukuksuzluklar yapılabiliyorsa, "bizim başımıza neler gelir" korkusunda, tedirginliğinde herkes.

Hem eski Adalet Bakanı, hem de şu anda milletimizin vekili olarak, sizi bilgilendirmek istedim.

Hukuksuzluklara sessiz kalınmaması dileğiyle...

Saygılarımla

Merve Büyükbayrak

Kocaeli Yüksek Güvenlikli

1 no’lu F Tipi

KCİK