Sayın Özlem Gürses'e Mektubum

15.04.2026

Sn. Özlem Gürses,

Ben Merve Büyükbayrak. Size daha önce de Adnan Oktar Kumpas Davası ile ilgili hukuksuzluklara ve önyargılarla, ideolojik husumetle, tarafgirlikle bakılmaması gerektiğine dair mektup yazmıştım.

Ve bu yazdıklarımda ne kadar haklı olduğum da günden güne yaşanan hukuksuzluklardaki artışla daha da anlaşılıyor.

Adalete olan güvenin bu kadar düşmesinde, hukuksuzluk sopasıyla insanları kendi hayat görüşüne göre hizaya sokma çabasının bu aşamaya gelmesinde, hemen hemen toplumun her kesiminin hukuksuzluklarla başının dertte olmasında, maalesef ki ana sebep, basının propaganda gücünü, kendinden olmayanları pasifize etmek için kullanmada hiç sakınca görmemesinde, basının meşhur tarafsızlık ilkesinin hilafına, gayet taraflı bir tavırla sadece kendinden olanların hakkını savunup, kendinden görmediğine ne olursa olsun zihniyetinde olup hukuksuzlukları meşrulaştırmasında yatmakta.

Siz de görüyorsunuz, 8 yıldır Adnan Oktar Kumpas Davası'nda yaşanan tüm hukuk dışılıklar, bugün birebir aynısıyla İBB davasında da yaşanıyor.
Ve ne manidardır ki, 8 yıl boyunca Adnan Oktar davasındaki etkin pişmanlık adı altındaki iftiracıları kayıran/savunan, etkin pişmanları (sırf cezaevinden çıkmak için güya etkin pişmanlık kisvesi altında her türlü iftirayı söyleyen) kendi TV kanallarına çıkartıp yalanlarını milyonlara anlatmaları için onlara ortam/imkân sağlayan, bizleri ailelerimizden uzakta yüzlerce km. mesafedeki başka başka cezaevlerine sevklerimize alkış tutan, hiçbir suç olmamasına rağmen malımıza - mülkümüze el konulmasına sevinen, hasta olan arkadaşlarımızın tahliye olmamaları için her türlü kirli propaganda gücünü kullanan birtakım basın/gazeteciler; bugün İBB dosyası etkin pişmanlarına söylettirilen iftiraları, Aziz İhsan Aktaş gibi sırf cezaevinden paçasını kurtarmak için yalan söylettirilen etkin pişmanların televizyona çıkartılıp propaganda yaptırılmasını, cezaevi cezaevi dolaşıp etkin pişman devşiren avukatları vb. daha pek çok birebir benzer konuyu 7/24 eleştirir hale geldi, buna mecbur kaldı, aslında bizi de savunur hale geldi!!

Çünkü, dün kendinden olmayanın yaşadığı için sevinçle, oh olsun diyerek köpürttükleri hukuksuzluklar bugün ne yazık ki kendinden olanlara isabet etti.
O zamanlar söylediğimiz maalesef çıktı. Hukuksuzluklar bumerang gibidir. Dönüp dolaşır herkese isabet eder.

Özlem Hanım,

Bu konuyu çok uzatmadan, 28 Mart'ta Youtube kanalınızda Fatih Ergenekon ile yaptığınız programda yine son derece hatalı şekilde bizden bahsedilmesine geleceğim:

Bir kere şu çok açık ve net bir durum:

Türkiye'de nasıl ki dileyen ateist olur, dileyen komünist,
dileyen deist olur, dileyen Marksist, dileyen dindar, dileyen Hristiyan...
Bunun önünde Anayasal olarak hiçbir engel / kısıtlama yoktur. İsteyen -yanlış da olsa- Darwinizm'e inanabilir, isteyen inanmaz.

Dolayısıyla dileyen Mehdiyete inanır, dileyen inanmaz.
Bir insanın ateist olup, Darwinizm gibi akıl dışı bir safsataya inanması nasıl ki o kişinin Anayasal inanç özgürlüğü kapsamında hakkıysa, bir insan nasıl ki özgür iradesiyle sol fikirli olabiliyorsa, neden Mehdiyet'e inanmak/savunmak riskli olsun?

Her fikri/her inancı/her ideolojiyi istismar eden sorunlu, ruh hastası, art niyetli insanlar tabii ki çıkabilir, bunun nice örneği var tarihte de. Ama o insanların varlığı, tertemiz inançlara / fikirlere zarar veremez!

AYRICA, Sn. Fatih Ergenekon eksik biliyor. Mehdiyet inancı, Hz. Mehdi'nin ahir zamanda zuhur edeceği, İslam'ın tüm dünyaya hakim olacağı, Hz. İsa'nın çarmıhta ölmediği, göğe çekildiği ve ahir zamanda 2. kez yeryüzüne geri ineceği önce Kuran-ı Kerim'de ve de Ehl-i Sünnet'in tüm hak kaynaklarında, Kütüb-i Sitte'de, onlarca İslam âliminin eserlerinde açıkça geçen hak bir inançtır, gerçektir! Basın duyurularında bunlar detaylı geçtiği için, ben tek tek kaynak kaynak burada örneklendirmeyeceğim. Ama, Nur Suresi 55. ayet, Saf Suresi 8. ve 9. ayetler, Enbiya Suresi 105. ayet gibi ayetler Kuran'da İslam'ın ahir zamanda hakimiyetini ve bu başarıya vesile olacak olan Mehdi'yi açık ve net olarak müjdeler, bildirir. Hatta öyle ki İmam Rabbani Hz.leri gibi bir âlim, 'Mehdi'nin gelişine ve Hz. İsa'nın yeniden nüzulüne inanmamayı 'KÜFÜR' olarak' nitelendirmektedir.

Türk Diyanet Vakfı da; 'Ehl-i sünnet mezhepleri Mehdiyet, Deccal ve Hz. İsa'nın yeniden gelmesi yönünde ittifak etmiştir. Bu konudaki muhalefeti 'SAPIKLIK' sayarlar. BUNLARIN İNKÂRI MÜMKÜN DEĞİLDİR' diye konuya bakışını ifade etmektedir.

Allah'ın vaadidir, Hz. Mehdi ahir zamanda yani içinde bulunduğumuz çağda çıkacak, Hz. İsa yeniden gelecek ve İslam tüm dünyaya, yani Çin'den Afrika'ya, İsveç'ten Japonya'ya, Amerika'ya kadar her yere hakim olacaktır.
Ve de; Mehdiyet bizim Devletimiz'in de yazılı olmayan ideolojisidir! Sn. Cumhurbaşkanımız'ın eski başdanışmanı Rahmetli Sn. Adnan Tanrıverdi Paşa'nın açıklamaları bunun en net delilidir!

Ayrıca; Mehdiyet'in sanki korkulacak bir durummuş gibi lanse edilmesi İngiliz Derin Devleti'nin bir oyunudur. Halbuki Mehdiyet sevginin, şefkatin, neşenin, kalitenin, mutluluğun, adaletin, her türlü özgürlüğün, kadınlara verilen değerin, sanatın-estetiğin, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin, saygının, muhabbetin, dostluğun, güven hissinin, ekonomide bereketin, bolluğun en en güzel haliyle yaşanacağı son dönemin adıdır. Yani bugün yaşanılan olumsuzlukların, sevgisizliğin, korkunun, bereketsizliğin son bulacağı, tarihe gömüleceği dönemdir. Mutluluk çağıdır. Adalete güvenin en yükseklerde olacağı, adaletin en hakkaniyetli şekilde tecelli edeceği, kimsenin hakkının yenmeyeceği, sen-ben ayrımının olmayacağı, bağnazlığın ortadan kalkacağı, kısaca gerçek İslam ahlakının dünyanın her yerinde sevinçle yaşanacağı ve içinde bulunduğumuz dönemin ve devamı olan sürecin toplu adıdır. Şu anda yaşanan her türlü zorluk, sıkıntı, olumsuzluk da bir nevi doğum sancılarıdır.

Bu anlattıklarımın hepsi de Peygamberimiz'in tam 1400 yıl önceki anlatımlarına birebir uymaktadır. Korona salgınına kadar, Ukrayna-Rusya Savaşı'na, 15 Temmuz Darbe girişimine kadar, şu anda yaşanan İran-ABD savaşına kadar, Lulin kuyruklu yıldızına, Halley kuyruklu yıldızına kadar... yaklaşık 100 tane ahirzaman alameti tam Peygamberimiz'in hadislerinde geçtiği gibi son 45 yıllık süreçte (1979'dan başlayarak) peşpeşe yaşandı. Bu çok büyük bir mucize değil de nedir! Bunları nasıl görmezden gelebilirsiniz! Fatih Bey de, bunları nasıl yok sayabilir! Şu anda ahir zamandayız.

Bir astrolog birşey söylüyor, bazen tesadüf tutuyor(!), sabahtan akşama kadar bütün TV'lerde konu oluyor. Bizim Peygamberimiz tam 1400 yıl önce ahir zamanı anlatmış, işaretlerini haber vermiş ve bunlar aynısıyla çıkıyor, kimsenin umurunda olmuyor!

Umurunda olanlara da, 'vay bunlar Mehdi olduğunu iddia ediyor' deniliyor! Adnan Bey örneğinde olduğu gibi, ve insanlar bu şekilde bu önemli konudan uzaklaştırılmaya çalışılıyor, konuşmaları engelleniyor. Bu hiç samimi bir durum değil!

Fatih Bey elbette Mehdiyet'e inanmayabilir ama kaynaklarda bahsedilmiyor demek, doğruyu gizlemek anlamına gelir. Ta Hz. Adem'den beri tüm Peygamberler, tüm hak dinler, hak kitaplar, Tevrat, İncil, Zebur ve Kuran Mehdiyet'i müjdeler. Sn. Ergenekon'un bilgi eksikliğine yoruyorum.

Özlem Hanım,

Bizi hiç tanımadan, bizimle hiç konuşmadan, fikrimizi sormadan, en iyi ihtimalle basının ve derin/karanlık yapılanmaların kamuoyunda oluşturduğu algıya göre bizimle ilgili yorum yapmak bence DOĞRU DEĞİL! Nitekim bizim davamızla ilgili de defaatle hatalı konuşmalarınız oldu, programlarınız oldu.
Bugün haklı olarak, İBB dosyası etkin pişmanlarını eleştiriyorsunuz. AMA, dün bizim dosyamızın Aziz İ. Aktaş'larına (Özkan Mamati, Fırat Develioğlu gibi), aleyhimizdeki iftiralarını konuşmaları için kendi kanalınızı açtınız!!"

Cezaevindeki insanların kendisini savunma imkanı olmuyor. Ve hatta herkese tavrınıza rağmen, konu biz olunca, cevap hakkı bile tanımadığınız için (yine her zamanki gibi 'bizden olmayana hak yok' diyorsunuz) bence tek taraflı konuşmak hem vicdana uygun değil hem de adil değil !!

Bizim inanın kimseye ne kırgınlığımız ne de kızgınlığımız var. Olamaz da zaten.

Ben inançlı bir insanım. Sn. Adnan Oktar vesilesiyle, kazandığım iman ruhuyla, herşeyi Allah'ın samimi kullarının mutlaka lehine ve hayrına olacak şekilde yarattığına inanıyorum ve bir sırla; Ayette Allah sırrını şöyle söyler:
'Olur ki, hoşunuza giden bir şey sizin için şerdir, olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey ise sizin için hayırdır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.' (Bakara Suresi, 216. ayet)

Zahiren bakıldığında olumsuz gibi görünen HER ŞEY, aslında mümin için hayırlıdır.

Masum insanlara iftira atılması ŞEREFİDİR o insanların. Altın yere düşmekle sakıt olmaz. Bu 8 yılın Adnan Bey’e nasıl bir fiziki-manevi berekete inkişafa vesile olduğu, kedndisinin cezaevinde çektirdiği bütün fotoğraflarında alenen görünüyor.

Haksızlık, hukuksuzluk, kumpas, yalan, iftira, alay… samimi insanlara hep bereket, sağlık, gençlik, iç huzuru olarak geri döner. İlahi bir sırdır bu. Ben kendi üstümde de bu metafizik etkiyi, Allah’ın sevgisini çok net ve şükürle, sevinçle hissediyorum.

Size yolladığım cezaevi fotoğraflarımda bu net görülüyor, Allah’a çok şükür.

Ben bu kumpasın çökeceğinden eminim. İnsanların vicdanında -her ne kadar kara propaganda yapılsa da- zaten çöktü, hukuken de bu tescillenecek. Allah’ın vaadi bu’ “Hileleri mutlaka bozucam” diyor Kuran’da.

Evet gün gelecek Adnan Oktar Kumpas Davası da deşifre olacak. Ama bu süreçte özellikle basının bu negatif rolü herkese daha daha fazla zarar verecek.

Bu OLMASIN. Kimsenin canı yanmasın!  Ve bence buna vesile olacak kişiler de sizlersiniz. Cesaret, iyilik, sevgi bulaşıcıdır!

Sizden olmadığını düşündüğünüz -ki neye göre, kime göre, tanımadan konuşmadan asla bilemezsiniz 😊 camialara da cevap hakkı siz tanıyın. Bizimle ilgili konularda önce bizim avukatlarımıza da danışın, sorun.

Ezbere, önyargıyla hareket etmeyin. Mektuplarımızı cevap hakkı bağlamında değerlendirip, bizim fikrimize de ekranınızda yer verin. İnanın bu sevgisizliğin, hukuka güvensizliğin, yaşanan sıkıntıların gitgide düzeldiğini göreceksiniz. Bu da ilahi bir sır.

Buna öncü olmanız dileğiyle.

Saygılarımla.

Merve Büyükbayrak

Kocaeli 1 No’lu F Tipi K.C.İ.K