Sayın Aydın Ünsal'a Mektubum

09.04.2026

Sayın Aydın Ünsal,

Merhaba. Ben Merve Büyükbayrak. Sayın Adnan Oktar’ın yakın arkadaşıyım, 30 yıldır da hep yanındayım. 2018’deki kumpas sonucu -aleyhimizde hiçbir somut suç delili olmamasına rağmen- sözde örgüt yöneticiliği kurgusuyla 8600 yıl ceza aldım aldık ve yine bir derin devlet müdahalesiyle bu sözde cezalar ONATTIRILDI!!

Ama ben en başta Allah’a, sonra da Devletimize güvenen bir insan olarak tarihteki tüm kumpaslarda olduğu gibi, Peygamberlerin yaşadığı tüm kumpaslar, onları kurmuş tüm tuzaklar gibi milletimizin vicdanından zaten çöken bu kumpassın hukuken de çöküşünün en güzel, kaderdeki en hayırlı vakitte tescilleneceğine inanıyorum. Hatta eminim, çünkü Allah’ın samimi inananlara kesin vadi bu!

Benim size bu mektubu yazmadaki maksadım, 25 Mart‘ta TVNET‘te “Siyaseten” programında yapmış olduğunuz bir konuşma…

Allah’ın hepimize emri olan “Emri Bil Maruf Nehyi Anil Münker” ayeti gereği hatalarınızı düzeltmek ve sistem bu hatalarınızı Allah rızası için tekzip etmenizi talep etmek.

Öncelikle canlı yayında bir konu hakkında yorum yapılacaksa, önceden o konuyu iyice araştırıp öğrenmek gerektiği kanaatindeyim. Çünkü aile arasında bir kahve muhabbeti olmuyor. Milyonlarca insana konuşulmuş oluyor.

Ben en pozitif ve hüsn-ü zanlı ihtimalle, sizin bizim yargılandığınız dosya hakkında hiç bilgi sahibi olmadığınızı, bu bilgisizlik yüzünden de derin devletin kara propagandasına kolaylıkla kanıp, etkisi altında kalarak “hatalı” konuştuğunuzu düşünmek istiyorum.

YOKSA; diğer türlü alenen ve kısıtlı olarak tertemiz bir mümin camia hakkındaki o konuşmalarınız hem hukuken hem de Kur’ani olarak İFTİRA olmuş olur.

İftira da hukuken suçtur, Kur’an’a göre de hem suçtur hem HARAMdır.

Ayet: “O iftirayı işittiğiniz zaman inanan erkek ve kadınların, kendiliklerinden güzel zanda bulunup, “Bu apaçık bir iftiradır” demeleri gerekmez miydi?

Ona dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki şahitler getirmediler, o halde onlar Allah yanında YALANCILARIN ta KENDİLERİDİR.

Çünkü siz, o iftirayı dillerinizle alıp ve hakkında hiçbir bilginiz olmayan bir şeyi ağzınızla söylüyorsunuz ve onu önemsiz sanıyorsunuz. Oysa o Allah yanında büyük günahtır.

Onu işittiniz zaman “bunu konuşmamız bize yakışmaz, hâşâ, bu büyük bir iftiradır” dememiz gerekmez miydi? (Nur Suresi 12-13,15-16)

Siz Sayın Cumhurbaşkanımızın eski metin yazarı olduğumuz için, Sayın Erdoğan’ın bir kere bile şu 8 sene boyunca aleyhimize konuşmadığını en iyi bilenlerdensiniz. Sayın Cumhurbaşkanımızın eğer bu dosyada 8 yıldır kara propaganda olarak dillendirilen suçlamaların delilli/ispatlı gerçekler olduğunu bilse, asla sessiz kalmayacağı bence hepimizin malumu. Hatta sayın Cumhurbaşkanı yakın zaman önce karşılaştığı Adnan Bey’in arkadaşlarından birine “sizin aleyhinizde hiç konuşmadım” diyerek camiamıza olan güzel ve haklı hüsn-ü zanını da ifade etmiş durumda.

Adnan Oktar davasının bir kumpas olduğu, derin devlet komplosu olduğunu tüm Türkiye biliyor. Aleyhimizde yalan haber yapanlar, yapmak zorunda bırakılanlar, derin devletin basın tetikçileri sizi hiç aldatmasın, bilmediklerimden değil, Adnan Bey’in dünya çapındaki başarısına, etkisine, 50 yıldır yaptığın faaliyetlerin gücüne duydukları hasetten, husumetten, çekememezlikten bu kumpasa alet oluyorlar.

Dünya çapında 200 yıllık Darwinist diktatörlüğü ortadan kaldırıp Darwinizmi tarihin tozlu sayfalarına gömerseniz, yazdığınız 350’den fazla kitapla dünyanın 4 bir yanında tebliği yapıp, milyonlarca insanın hidayetine vesile olursanız, bu kitapları 73 ayrı dile çevirtip dünyanın 4 bir yanına ücretsiz gönderirseniz, yazdığınız bütün bu imani kitapları bir de internetten ücretsiz yayınlarsanız, hurafelerle dolu bağnazlık dininin yanlışlarını Kur’an ayetleri ile ortaya koyup, sahabe dönemi Kur’an İslam’ını savunursanız, kadınların-gençlerin dine Allah’a mesafeli yaklaşımını sevgiyle, saygıyla, gerçek Kur’an ruhuyla ortadan kaldırırsanız vb. gibi pek çok tarihi başarının altına Allah’ın izniyle imza atarsanız, Allah sizi vesile ederse, emin olun İngiliz Derin Develeti sizi de pasifize etmeye çalışır, kendi kalleş yöntemleriyle sizi de yok etmeye çalışır. Böyle bir kumpasla sizi de 8600 yıl cezayla hapiste tutturur.

Emin olabilirsiniz!

Sayın Ünsal,

Sizin bizim dosyamızı hiç ama hiç incelemeden (demeyi tercih ediyorum) konuştuğunuz ortada. Eğer dosyamıza şöyle bir üstten göz atmış olsaydınız bile:

1- Konuşmanızda söylediğiniz uyuşturucu/alkol konusunda; operasyon günü 200’e yakın kişiden tükürük/kan örneği alındığını ve herkesin tahlillerinin TEMİZ çıktığını, uyuşturucuyu geçin kimsenin kanından alkol etken maddesi bile tespit edilmediğini ve bunun raporlarını BİLİRDİNİZ, TV’de HATAYA DÜŞMEZDİNİZ!

2- Profesör Sayın İzzet Özgenç, Profesör Adem Sözüer, Profesör Osman Can, Profesör Osman Yaşar, Profesör Yusuf Yaşar, Profesör Ali Turhan, Profesör Tolga Şirin, Profesör Ahmet Ceylani Tuğrul… gibi duayen hukuk profesörlerinin aralarında sayın Cumhurbaşkanımıza danışmanlık yapan, Türk Ceza Kanununun yazılımına iştirak eden, Yargıtay onursal başkanlığında bulunan isimler mevcut… Dosyamıza sundukları 100’e yakın mütalaa da, bize yönelik örgüt suçlamasından tutun, cinsel suçlamalara kadar tüm ithamların mesnetsiz olduğuna, dosyada suç olmadığına dair yazdıklarını BİLİRDİNİZ ve bu hocaların lafının üstüne laf söyleyemeyeceğini, bu hocalardan daha iyi hukuk bilemeyeceğinizi görüp, yorumlarınızdaki galiz hataları FARK EDERDİNİZ!!

3- FETÖ, Siyasal ve askeri casusluk, nitelikli dolandırıcılık dahil tüm mali suçlardan (toplam 8 suç) beraat ettiğimizi ve beraatların da kesinleştiğini BİLİRDİNİZ.

4- Cinsel suçlamaların tümünün, cezaevine girmemek veya cezaevinden bir an önce çıkabilmek için iftiraya zorlanan (belgeler dosyada mevcut) gencecik hanımların soyut, delilsiz iftira beyanlarından ibaret olduğunu, somut aleyhimize hiç delil olmadığını bilakis bizim aklayan yüzlerce somut delil olduğunu, öyle ki bahsedilen tarihte hastanede testis kanseri olan ve kemoterapi alan arkadaşımızın dahi bu iftiralarla aleyhinde hüküm kurulduğunu, Adli Tıp’a iç beden ve ruhsal muayene için gönderilen ilk beş kadının raporları TEMİZ çıkınca alelacele Adli Tıp’a gönderilmelerin durdurulduğunu BİLİRDİNİZ ve ona göre konuşurdunuz.

5- 8 yıldır bu dosyada avukatlığımı yapan Prof. Ahmet Gökçen’in -ki kendisini tanıdığınızı düşünüyorum- mahkemedeki savunmalarını BİLİRDİNİZ ve konuşmanızda yanıldığınızı GÖRÜRDÜNÜZ.

6- “Eskortluk” gibi aşağılık bir iftiranın dosyada bile olmadığını BİLİR, tertemiz mümin kadınlara yönelik bu sözlerinizden utanır, derin devletin bu kirli oyununa GELMEZDİNİZ. Nur Suresi’ndeki ayetlerin hükmüne girmekten çekinirdiniz.

7- Ekte yolladığım özetin özeti sayılabilecek hukuksuzlukları, insan hakları ihlallerine, Anayasal ihlalleri, hukuk katliamını BİLİR, bu kumpasa sözlü de olsa destek OLMAZDINIZ!

Sayın Ünsal,

Adnan Bey ve bizler her zaman devletimizden yana olduk, her şartta tavrımızı hep aslanlar gibi ortaya koyduk. (Buna gezi kalkışması, 17-25 aralık olayları 15 Temmuz darbe girişimi dahil)

Taa 94’ten beri sayın Cumhurbaşkanımızı destekliyoruz, onunla dava kardeşleriyiz. Doğu Perinçek’in kitabındaki anlatımıyla, “Adnan Oktar yaptığı imani faaliyetlere, binlerce konferansıyla Anadolu’da zemini hazırladığı, Ak Parti bu zemin üzerine iktidar olabildi” gerçeğini sana sayın Cumhurbaşkanımız da çok iyi bilir.

Şu anda devletimiz bizleri iftiharla izliyor! 8 yıldır binlerce yalana, kara propagandaya, linç etme faaliyetine rağmen bizim sapa sağlam duruşumuz, devletimize sadakatimiz, Allah’a olan sadakatimiz iftihar vesilesi oldu.

Bu şahane eğitim, Medrese-i Yusufiye imtihanı bize çok iyi geldi, sağlığımıza sağlık, gençliğimize gençlik, şevkimize şevk katıldı. Adnan Bey’in 20’nin yaşlardaki bir delikanlı gibi sağlıklı, güçlü, heybetli, genç, enerjik, dinamik, hayat sevinci ile dopdolu hali fotoğraflarından alenen görülüyor herkese hayrete düşürüyor. Ekte size yolladım cezaevi fotoğraflarından bu gerçeğe kendi gözlerinizle de şahit olabilirsiniz.

Bu işte samimiyetin, imanın, haklı olmanın, mazlum olmanın BEREKETİ! MaşaAllah süphanAllah.

Adnan bey aleyhine konuşmadan önce, bence herkesin bu hayatta ben neyi başardım, kimlerin hidayetine vesile oldum, devlete millete ne katkı sağladım diye düşünmesi gerekir kanaatindeyim. “Meyve veren ağaç taşlanır” atasözünün de ne kadar doğru olduğu görülüyor.

O yüzden insanların yalanlarının, basının kara propaganda gücünün etkisinde kalmamanızı şiddetle tavsiye ederim.

Hazreti Yusuf’un da kadınların toplu cinsel iftiralarıyla müebbet hapse mahkum edildiğini ama sonrasında Allah’ın bu kumpası ortaya çıkardığını, Hazreti İbrahim, Hazreti Musa, Hazreti Yahya, Hazreti Nuh gibi mübareklerin de hep cezaevi imtihanlarıyla eğitildiklerini, en olmadık iftiralarla hapsedildiklerini unutmamak gerekir.

Allah Kur’an da bu güzel/kıymetli kıssaları bize hâşâ masal olsun diye anlatmaz, bizim de başımıza gelebilecek imtihanlar olarak, örnek almamız için anlatır.

Sizden talebim TV’deki hatalı yanlış hatta hakaretamiz olabilecek konuşmalarınızı tekzip etmeniz,

Derin devlet iftiralarına ortak olmamanız, ahirette de sizi vebal altında bırakabilecek bu durumu düzeltmeniz.

SAYGILARIMLA

Merve Büyükbayrak

Kocaeli Y.G. F1

K.C.İ.K.