
09.03.2026
Sn. Pınar Işık Ardar,
13 Şubat 2026 tarihli “Bu Akşam” programındaki anlatımlarınıza bir düzeltme olarak bu mektubu yazıyorum.
Ben Merve Büyükbayrak. 30 yıldır Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşı olarak yanındayım. Binlerce hukuk ihlali ile kurgulanan bir Derin Devlet kumpası sonucu olarak da sözde örgüt yöneticiliği ithamıyla -Sn. Adnan Oktar gibi- 8 yıldır cezaevindeyim.
Programdaki konuşmalarınızdan, bizim yargılandığınız dava dosyası hakkında hiç bilgi sahibi olmadığınız, dosyaya sunulan hukuki mütalaaları ve bilirkişi raporlarını okumadığınız, aksine basın dedikodularını esas aldığınız anlaşılıyor. Eğer bilgi sahibi olsaydınız, tarihin belki de en kapsamlı, en organize kumpasını destekleyen cümleler kurmazdınız diye hüsn-ü zan ediyorum.
- Adnan Oktar Davası bir kumpastır. Dosyada somut hiçbir delili olmadığı için, kumpas davalarının vazgeçilmezi olarak, genç hanımlar cezaevine atılmakla korkutuldu ve iftiraya zorlandı ve böylece aranan sözde suç delili bulunmuş oldu: Korkutulan, tehdit edilen insanların canlarını kurtarma pahasına attıkları yalan olduğu alenen belli olan, hiçbir somut belgeyle desteklenmeyen, HTS raporlarıyla ve başkaca raporlarla bizzat yalanlanan ve yüzlerce çelişkilerden oluşan bu iftiralara dayanılarak 9000 yıllık ceza kararları verildi.
- Aralarında Sn. Prof. Adem Sözüer, Sn. Prof. İzzet Özgenç, Sn. Prof. Mahmut Koca, Sn. Prof. Osman Yaşar, Sn. Prof. Yusuf Yaşar, Prof. Osman Can, Prof. İlhan Tomanbay, Prof. Ali Turhan, Sn. Tolga Şirin, Sn. Prof. Ahmet Ceylani Tuğrul, Sn. Prof. Fatih Birtek gibi isimlerin aralarında olduğu duayen hukuk profesörlerinin dosyamıza sundukları 80’e yakın mütalaa, bu hukuksuzluk rezaletini ortaya koydu.
- 8 senedir benim avukatlığımı yapan, HSK eski üyesi, TCK’nın yazımında bulunan sayın Profesör Ahmet Gökçen, yaptığı savunmalarla bütün hukuk ihlallerini, dosyada somut suç delili bulunmadığını, cinsel suçlamaların delilden yoksun olduğunu, ortada bir örgüt değil, sevgi-inanç ve fikir birliği içerisinde bir arkadaş grubu olduğunu hukuki gerekçeleriyle ortaya koydu, defalarca anlattı.
- Üzerime atılı suçlamaların %80’inden beraat ettik, beraatler kesinleşti. Casusluk, FETÖ, nitelikli dolandırıcılık, rüşvet, kara para aklama gibi tüm suçlardan temize çıktık. Geriye sadece sözde cinsel suçlamalar kaldı, bu suçlamaların da iftira temelli olduğunu herkes biliyor. Dosyamızda avukatlık yapan Doç. Dr. Serhat Kocaoğlu bir kitabında “cinsel suçlarda iftiralara, suçun kendisinden daha çok rastlanmaktadır” diyerek bu vahim gerçeği de ortaya koyuyor.
- Programda bahsettiğiniz gizli kamera, şantaj gibi suçlamalar yargılandığımız, içerikleri yüzbinlerce sayfadan oluşan dosya kapsamında dahi yer almamakta. Bunlar Derin Devlet’in senelerdir kullandığı klasik Derin Devlet yalanları. Maalesef belli bazı basının da bu yalanları hiçbir delille delillendirmeden destekleyerek, temcit pilavı gibi dillendirerek, belki kimi farkında bile olmadan, belki de kimi bilerek hatta görevli olarak Derin Devlet’in dümen suyunda hareket ediyor, Derin Devlet’in sözcülüğünü/tetikçiliğini yapıyor.
- Derin odaklar güya Adnan Bey’in dünya çapındaki etkisini ortadan kaldırma peşindeler. Halbuki istendiği kadar rahatsız olunsun, Adnan Bey ve bizler aleyhinde kara propaganda yapılsın, Adnan Bey’in 40 yıllık başarısı/etkisi dünyayı kaplamış durumda. Adnan Bey’in fikirleri iktidarda zaten. Adnan Bey’in anlattığı tüm hayırlı konular insanların beyninde zaten.
Sn. Adnan Oktar sayesinde,
- Darwinizm dünya çapında yerle bir oldu
- Hurafelere dayandırılan, insanları dinden uzaklaştıran bağnazlık deşifre edildi.
- İnsanlar Kur’an’ı tanıdı, İslam’ın özgürlükçü, demokrat, modern, aydınlık, estetiği-sanatı-her türlü güzelliği teşvik eden, kadınları ön planda tutan, neşeyi-eğlenmeyi-gülmeyi-bakımlı olmayı-kaliteli yaşamayı savunan bir din olduğunu gördüler.
- Milyonlarca insan, hem Türkiye’de hem dünyanın dört bir yanında hidayet buldular. (Adnan Bey’in kitapları vesilesiyle)
- Müslümanlar ezik ruhtan kurtulup, her konuda kendilerine güvenli bir ruha kavuştular.
- Gençler Allah’ı sevmeyi öğrendiler.
- Materyalist-komünist felsefenin sonu geldi; tüm fikri, ideolojik ve sözde bilimsel temeli ortadan kalktı.
- Pınar Hn, biz operasyon öncesi dönemde canlı yayınlara katılırken de çok mutluyduk, Adnan Bey’in yanında geçirdiğimiz 30-40 yılın her gününde de çok mutluyduk. Şu anda böyle tarihî bir kumpasla cezaevinde olmaktan da çok mutluyuz. Şeref duyuyoruz. Kendi yaşadıkları dönemlerde pek çok peygamber benzer suçlamalarla karşılaşıp hapse girmişler. Ne mutlu bize ki, Peygamberlerle benzer bir kaderin içindeyiz.
Ayrıca Adnan Bey, benim gördüğüm, tanıdığım bu dünyada sevilmeyi en çok hak eden, her şeyin en güzeline, sevginin-tutkunun-aşkın en yükseğine layık şahane bir insan. Sevdiği herkese de çok değerli olduklarını hissettiren, sanki dünya bizim etrafımızda dönüyormuş gibi bizi mutlu eden harika bir insan. Sevmeyi, değer vermeyi, tutkuyu, dostluğu -Allah aşkından, imanından kaynaklı olarak- bence bu dünyada en güzel bilen bir Nimeti Allah’ın bize. Onun yanında, Onunla hep mutluyuz.
Pınar Hn.,
Bir gazeteci, televizyoncu olarak bence yalanlara, dedikodulara dayalı değil, gerçeklere, somut delillere yaslanan doğru haber yapmak kıymetli, ilkeli, doğru ve dürüst olandır. Kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkalarına yapmamalıyız. Sırf sevmediğimiz için ya da ideolojik karşıtlık içinde olduğumuz için ya da sırf husumet duyduğumuz için, tertemiz bir camiaya yönelik hukuksuzluğu desteklersek, alkışlarsak, iftiraya omuz verirsek; desteklediğimiz o hukuksuzluk sistemi gün gelir hiç ummadığımız şekilde bize de isabet edebilir.
Bu kez, bizi sevmeyen başka insanlar da bizi etkisizleştirmek, kumpaslarla pasifize etmek için hukuksuzluğu kullanmayı bir yol olarak benimserler.
Bu ahlak sorununa güç vermeyin!
Yarın öbür gün sizi de yutabilecek bir canavarın büyümesine izin vermeyin, göz yummayın!
Ve de, cezaevindeki insanlar hakkında doğru olmayan bilgiler konuştuğunuzda, o insanların cevap haklarını kullanma, kendilerini savunma imkanları da olamıyor. Bu da hiç adil değil!!
Pınar Hn.,
Tertemiz, masum, dindar, vatansever insanlar aleyhine konuşarak inanın hiçbir şey elde edilmez! Bilakis uğursuzluk sebebidir!
!Eğer amacınız suçla mücadeleyse, doğruların ortaya çıkmasıysa, genç hanımların korunmasıysa, bence buna önce yakınınızdan başlamak en isabetli olandır. Malum, çalıştığınız medya grubunun patronu ile ilgili, adının ve yazışmalarının Epstein dosyalarında geçiyor olması hasebiyle çok ciddi ithamlar var, yazışmalar ortada!
Allah ayette, “Siz başkalarına iyiliği emrederken kendinizi unutuyor musunuz?” buyurur.
Öncelikli olarak bu durumları netleştirilmesi, o sapkın örgütle medya patronunuzun ne işinin olduğu, asıl o adadaki şantajlar, tecavüzler, pis olaylar aydınlatılmalı diye düşünüyorum.
Hakkaniyete, vicdana, dürüstlüğe uygun olan da budur kanaatindeyim.
Yazdıklarımı dikkate alacağınızdan şüphem yok.
Saygılarımla,
Merve Büyükbayrak
Kocaeli Yüksek Güvenlikli 1 No’lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu