
05.03.2026
Sayın Hilmi Daşdemir,
Sn. Adnan Oktar’ın yakın arkadaşı olarak 8 senedir bir Derin Devlet kumpası neticesinde cezaevindeyim. Adnan Oktar Davası’nın bir kumpas olduğunu Türkiye’de bilmeyen yok. Bütün duayen hukukçular dosyamıza sundukları mütalaalarla dosyanın bir kurgu ve kumpas olduğunu ortaya koyuyorlar. Devletimiz de, milletimiz de bu gerçeğin farkında.
Adnan Bey’in 40 senedir yürüttüğü faaliyetleri ve etkisi, Darwinizm’i dünya çapında yerle bir etmiş olması, bağnazlığa ve hurafelere dayalı çarpık bir İslam anlayışını ortadan kaldırarak İslam’ın aydınlık, özgürlükçü, demokrat, sevgi dolu, sanatı-estetiği-güzelliği teşvik eden, kadınları ön planda tutan bir din olduğunu göstermiş olması, 40 yıldır 350’ye yakın kitabıyla milyonlarca insanın hidayetine vesile olması gibi gerçekler, Derin Devlet’in Adnan Oktar alerjisinin önemli nedenleri.
Adnan Bey’i neden etkisiz hale getirmeye çalıştıklarının, hukuksuzlukları vesile kılıp Adnan Bey’e ve bizleri neden 9000 yıl gibi astronomik cezalara çarptırdıklarının bir delili.
*7 Şubat tarihinde TV 24’te “Doğrusu Ne” programında -hiçbir delile, belgeye dayanmadan- hakkımızda tamamen iftiravari bir konuşmanız oldu.
Derin Devlet’in kara propaganda aracı olarak kullandığı belli bazı basının, gazetecilerin son dönemde dillerine pelesenk ettikleri yeni iftira sözde Epstein benzerliği oldu!
Bu bir Derin Devlet algı oluşturma çabası, bir Derin Devlet yalanıdır. Konuşmanızda belki de bilmeden bu Derin Devlet yalanın peşinden gitmiş oldunuz. Hiç tanımadığınız, bilgi sahibi olmadığınız insanlar hakkında suçlayıcı, itham edici konuşmalar yapacaksanız, elinizde mutlaka somut delillerinin olması gerekir. Delil olmadan, sadece dedikodularla konuşmak ise müfterilik anlamına gelir.
Epstein Adası’nda, Bebek Oteli’nde yaşanan olayları, oralara gidenler iyi bilir, Hilmi Bey. Eğer bir benzetme yapacaksanız, Epstein belgelerinde adı geçen Türk vatandaşlarının, Bebek Otel’e giden, kanlarında uyuşturucu çıkan insanların hayatından örnek vereceksiniz. Tertemiz insanlara iftira atmayacaksınız. Dürüstlük bunu gerektirir. Epstein belgelerindeki yazışmaları, o yazışmaları yapan kişileri konuşacaksınız.
Sn. Daşdemir,
8 yıldır ateşli ateşli, aleyhimizde hiçbir deliyle dayanmadan, Derin Devlet’in yönlendirmesiyle konuşanların iç yüzlerini, hayatlarının karanlığını, dejenere hallerini Allah tek tek ortaya çıkartıyor. Örnekler ortada. “Karşındakini nasıl bilirsin, kendin gibi” demiş atalarımız. (Sizi tenzih ederim)
- Vicdanlı olmak, adaletli olmak; Derin Devlet’in dümen suyuna kapılarak değil, Derin Devlet piyonlarının yalanlarının etkisinde kalarak değil, doğruları konuşarak, gerçeklerden taraf olarak olur!
Sizden dosyamızı iyi incelemenizi, Sn. Adem Sözüer, Sn. Prof. İzzet Özgenç, Sn. Prof. Mahmut Koca, Sn. Prof. Osman Yaşar, Sn. Prof. Yusuf Yaşar, Prof. Osman Can, Prof. İlhan Tomanbay, Prof. Ali Turhan, Sn. Tolga Şirin gibi (yaklaşık 80’e yakın) profesörlerin dosyamıza sundukları mütalaaları okumanızı, ekte size yolladığım özetin özeti olan hukuksuzluklara mutlaka göz atmanızı tavsiye ediyorum. Benim avukatım Prof. Ahmet Gökçen’in (kendisi HSK eski üyesidir ve TCK’nın yazımındaki heyetin bir mensubudur) savunmalarını okumanızı tavsiye ediyorum.
- Operasyonun yapıldığı gün (11 Temmuz 2018’de) eşzamanlı 125 eve polisler sabah 5’te şafak operasyonu yaptı, 2000 polisle.
- Tek bir evde bile gayri ahlaki bir manzara ile karşılaşılmadı.
- Tek bir evde bile erkek-kadın bir arada aynı evde çıkmadı.
- Gözaltı esnasında yapılan kan ve tükürük testlerinde hepimizin kanları TERTEMİZ çıktı. Hiçbirimizde uyuşturucuya hatta alkole bile rastlanmadı.
- Evlerimizden tek bir suç unsuru ÇIKMADI.
- Bir şehir efsanesi olarak 40 yıldır uydurulan Derin Devlet yalanı, bizde güya “şantaj kasetleri olduğu” iddiası boş çıktı! Yalan olduğu ortaya çıktı! Tek bir tane bile şantaj kaseti, hatta tek bir şantaj görüntüsü bulunamadı!
- Evlerde zorla tutsak edilmiş kişiler çıkmadı! Hürriyeti tehdit edilmiş kimseye rastlanmadı!
- Bahçemizin toprakları bile kazıldı, yine de aranan hayali suç delilleri bulunmadı çünkü YOKTU!
Hilmi Bey
Araştırmadan, incelemeden, hiç sorgulamadan yalanlara itibar etmeyin.
Her zaman hakkın yanında olmak önemlidir. Rüzgâr nereden eserse, ona göre taraf belirlemek yakışık almaz. Kendi başınıza gelmesini istemediğiniz şeyi başkaları için de yapmamak gerekir. Her desteklediğimiz kumpas, hukuksuzluk, haksızlık, bir gün mutlaka döner dolaşır kendi başımıza gelir. Adetullah böyle!
MAİDE SURESİ, 8:
“Ey iman edenler! Adil şahitler olarak hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletten alıkoymasın…”
Saygılarımla,
Merve Büyükbayrak
Kocaeli Yüksek Güvenlikli 1 No’lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu