
SAYIN DİNÇER GÖKÇE'nin DİKKATİ’ne;
Adnan Oktar dosyasında, cezaevine atılmakla veya cezaevinden bir daha çıkarılmamakla korkutulan insanların söylemek zorunda kaldıkları iftiralarla sürekli aleyhimizde yayın yapmakla, tarihin en kapsamlı kumpasını ve kumpasçılarını desteklemiş oluyorsunuz.
Belki de hiç farkında olmadan kumpasçı, karanlık bir paralel yapılanmanın sözcülüğünü yapmış oluyorsunuz.
Adnan Bey’e ve 30 yıllık arkadaşları olarak bizlere bu yalanların, iftiralarının hiçbir zararı yok, bilakis 8 yıldır bizim fiziksel ve manen daha da güçlenmemize vesile oldu. Bunun herkes farkında. Ama sizler maalesef tarihin yanlış tarafında duruyorsunuz.
Ergenekon/Balyoz kumpasları döneminde, kumpasları destekleyenler gibi bir yanlıştasınız. Dosyamıza hukuki mütalaalarını sunan Prof. İzzet Özgenç, Prof. Adem Sözüer, Prof. Osman Can, Prof. Mahmut Koca, Prof. Osman Yaşar, Prof. Yusuf Yaşar, Prof. Ahmet Ceylani Tuğrul…. gibi duayen hukukçularımız, bu davanın bir kumpası olduğunda hemfikirler.
Sırf cezaevine girmemek için 30 yıllık arkadaşlarına iftira atanların yalanları yerine, bu hocalarımızın görüşlerine, mesela benim avukatım Prof. Ahmet Gökçen’in mahkemedeki savunmalarına, hukuki gerçeklere itibar etmeniz, sizi büyük bir yanlışlıktan ve tarihe bu yanlışlarla geçmekten çevirecektir.
Söz konusu Ekrem İmamoğlu dosyası olduğunda, etkin pişmanların kendilerini tutuklanmak ve cezaevine girmekten kurtarmak için iftira attıklarını söyleyip, konu Adnan Oktar olunca, sırf fikirsel, ideolojik karşıtlıkla, belki hasetle etkin pişmanların doğru konuştuğunu iddia etmek büyük bir samimiyetsizliktir.
Etkin pişmanlık müessesesinin, bize 2018’de yapılan kumpasla birlikte, gerçek hukuki amacından çıkartılıp, direk suçsuz insanları cezaevinde tutabilmek için iftira mekanizması olarak kullanılmaya başlandığını şu an Türkiye’de bilmeyen yok.
Kumpas dosyalarda somut suç delili olmadığı için, tek yol iftiradır. Etkin Pişmanlar bu gibi siyasi kumpas davalarda buna hizmet ediyorlar. Bunun sizde farkındasınız, ama belli bir ideoloji ile, baskıyla, belki de ait olduğunuz mahallenin tarafında olduğunuzu hissettirme içgüdüsü ile kendinizi bizim aleyhimizde yayın yapmaya mecbur hissediyorsunuz.
Sayın Adnan Oktar ve bizler aleyhinde yayın yapmanız Allah’ın sizin kaderinizde takdiri ile oluyor. Allah samimilere, manen daha da parlasınlar, yükselsinler diye, derinlikleri daha da artsın diye yalanı, iftirayı, kumpası, baskıyı özel nimet olarak yaratır. Bazı insanları kaderde müminlerin daha da sevaplanmaları için, vesile olacak şekilde özel yaratır.
Dikkat edin, 8 yıldır bize uygulanan tarzda bir kara propaganda kimseye yapılmadı. Buna rağmen ne Devletimiz’e etki edebildiler ne de milletimize.
Devlet büyüklerimiz bir kere bile aleyhimizde tek bir beyanda bulunmadılar. Gençler Adnan Bey’in çıkmasını dört gözle bekliyorlar. Sosyal medya yorumlarına şöyle bir göz atıldığında bu hemen görülebilir.
Bu kumpasla Adnan Bey’e olan sevgi, muhabbet daha da DEVLEŞTİ!! Cinsel iftiralara uğramak, örgüt suçlamaları, dini duyguların istismar edilmesi gibi iftiralar hep Peygamberlerin sünnetidir. Benzer güzellikleri yaşamak, Peygamberlere benzer bir eğitimle eğitilmek bizim için ŞEREFTİR.
Eğer gerçekten ilkeli, dürüst, gerçeklere dayalı, doğruyu bulmaya niyetle gazetecilik niyetinde olunursa, o zaman mutlaka dosya kapsamındaki mütalaaların, bizlerin ve avukatlarımızın savunmalarının, bilirkişi raporlarının okunması öncelikli olmalıdır.
Sayın Prof. Ümit Kocasakal’ın savunmasını da söylediği gibi, “Adnan Oktar davası iddianamesi yalanlar üzerine kurulu bir DEDİKODUNAME’dir.”
Yalan yanlış, hayatın olağan akışına aykırı dedikodularla değil, gerçekle haber yapılması isteniyorsa gerçekleri okumanızı tavsiye ederim.
Sayın Adnan Oktar söz konusu olduğunda, aleyhte yalan haber yaparak kamuoyunda adeta tek bir kalem gibi hareket eden, koro gibi aynı yalanları konuşan basın, bize hiç sormuyor, cevap hakkı tanımıyor.
Çünkü, bizim doğru söylediğimiz biliyor. Siz de biliyorsunuz. Ama, Adnan Bey’in Darwinizme indirdiği darbe dolayısıyla, Kuran İslamı’nı anlatmadaki başarısı ve etkisi, fikirlerinin gücü dolayısıyla doğruları konuşmaya cesaret edemiyorsunuz. Bize sormaya cesaret edemiyorsunuz.
Hukukun böylesine laçkalaşması, Yargıtay’ın kendi yerleşik içtihatlarıyla bile ters düşme pahasına direkt baskıyla sipariş karar vermesi, hukuki karar verenlerin sürülmesi kimseyi sevindirmesin. Konu Sayın Adnan Oktar olunca, her yol mubah diye düşünülürse eğer, bize uygulanırken mubah görülen o yollar, gün gelir buna sevinenlere de uygulanır ve nitekim de uygulanıyor.
Ta 2018’de bize tatbik edilen kumpas yöntemlerini sizler olağanlaştırdınız. Ne oldu? Şu an sizin ideolojik olarak kendinizi yakın gördüğünüz camialar da kişiler de sizin yüzünüzden birebir aynı kumpaslarla karşı karşıya kaldılar, kalıyorlar.
Bugün Sayın Ekrem İmamoğlu’nun yaşadıkları, maalesef ki bu bahsettiğim zihniyetteki gazetelerin, televizyonların suçu. Müthiş bir vebal yüklendiniz. Hukuksuzluğu yıllarca, göz göre göre, vicdanlar rahatsız ola ola desteklerseniz, durum bugünkü gibi olur.
Bu hatadan dönülmediği taktirde de suçsuz insanlara iftira atmaya devam edildikçe de daha da çok sayıda kişinin hukuksuzluklardan mustarip olacağı, hukuksuzluk kıskacına alınacağı görülüyor.
AYET: “Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletten alıkoymasın.” (Maide Suresi, 8)
Saygılarımla
Merve Büyükbayrak
Kocaeli YG 1’nolu F tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu