
12.03.2026
Sayın Bahadır ERDEM,
Ben Adnan Oktar davasında yargılandım, hukuk ihlalleri ile dolu bir “sözde” yargılama süreci sonunda Adnan Bey’le beraber 8.600 yıl ceza aldım. Dava dosyamız Yargıtay’da -hiç incelenmeden- onandı. (Bu gerçek tutanakla sabittir delillidir.)
8 yıl boyunca bizlerin yaşadığımız bütün hukuksuzluklara, koskoca bir camiaya düşman hukuku uygulanmasına basının bütün bölümü tarafından ya göz yumuldu ya da sırf ideolojik tarafgirlikle, belki de mahalle baskısıyla desteklendi.
Biz anlatmaya çok çalıştık, “bugün alkışladığınız, normalleştirdiğiniz hukuksuzluklar gün gelir, sizin taraftarı olduğunuz camialara da isabet edebilir” dedik.
Maalesef, dediğimizin doğru olduğu şu an İmamoğlu davasında yaşananlara bakıldığında, net olarak ortaya çıkmış oldu.
Birkaç gündür, özellikle de İmamoğlu/İBB davasının başlamasıyla birlikte, Halk TV, Sözcü gibi kanallarda, “tarihte ilk defa” diye vurgulanarak İBB dosyasındaki anormallikler tartışılıyor, eleştiriliyor. Aylardır olduğu gibi.
Ancak, ne doğal hakim ilkesinin ihlal edilmesi, ne tecrübesiz, avukatlıktan gelen hakimlerin dosyaya özel atanması, ne bu hakimlerin çoğu zaman hukuk uygulamalarını bilmiyor olmaları (ki bunu benim avukatım olan Prof. Ahmet Gökçen ve vurguluyor, ne mahkemede söz hakkı verilmemesi, ne insanların yüzlerce kilometre öteden kutu gibi Ring araçlarıyla mahkemelere getirilmesi, ne dosya ile ilgili evrakların sanık müdafilerine verilmeden basına sızdırılması, ne etkin pişmanlık yasasının, kanunun öngördüğü amacından saptırılarak “İFTİRACILIK” olarak kullanılması, ne binlerce yıllık cezalarla yargılanması (220/5 kanun maddesinin istismar edilmesi), ne de Prof. Ümit Kocasakal’ın tabiriyle Adnan Oktar dosyasının/iddianamesinin bir “dedikoduname” olması gibi İmamoğlu iddianamesi de benzer içerikte olduğu iddiası… bunların hiçbiri ilk defa yaşanmıyor!!!
8 yıl önce, bu hukuksuzluklar çok daha fazlasıyla Adnan Oktar davasında toplumun tepkisinin denendi bir pilot uygulama amacıyla, derin devletin kumpas taktiği olarak hayata geçirildi.
Bizim dosyamıza göz attığınızda da göreceksiniz ki, şu anda sizlerin şikayet ettiğiniz tüm hukuk ihlalleri ilk olarak Adnan Oktar Davasında hayata geçti.
Prof. Ahmet Gökçen, ki biliyorsunuzdur, kendisi HSK eski üyesidir, TCK’nın yazımında görevli heyette yer almış ve 220/5 kanun maddesini de TCK’ya koyan, yazan hukukçulardandır. Kendisi 8 yıldır tüm savunmalarında Adnan Oktar davasının hukuki ve somut suç delillerine dayanmadığını, camianın bir örgüt olamayacağını, iddianamedeki ithamların mesnetsiz olduğunu anlatıyor, 220/5’in nasıl kapsamı dışında, art niyetli olarak kullanıldığını delillendiriyor.
PKK için TCK’ya ekledikleri bu maddenin, ne PKK ne FETÖ yargılamalarında hiçbir zaman uygulanmadığını, Adnan Oktar camiasını binlerce yıllık hapis cezalarıyla etkisizleştirmek için özel/kasti olarak hatalı kullanıldığını ifade ediyor. Hatta, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmayacağı cinsel suçlar da dahi, suçlamalar kumpas eseri olduğu için, binlerce yıl ceza oluşturabilmek için bu suçlarda da etkin pişmanlık uygulandı!!
Ve ekte size yazdığım özet hukuksuzluklarda da amacın ne olduğu anlaşılıyor. Bizler bunları yaşarken, yaklaşık bir yıldır sayın Ekrem İmamoğlu davasında aynı hukuksuzluklar yaşandığı için 24 saat feveran eden basın/gazeteciler, bu hukuk katliamıyla insanlar mağdur edilirken, hasta tutuklu arkadaşlarımız tahliye edildikten sonra -basının kışkırtması- ile yeniden tutuklanırken, hiç suçu olmayan, aleyhlerinde tek bir somut suç delili olmayan insanlar 9000 yıla yakın cezalar alırken, yüzlerce kilometre öteye (mesela Adnan Bey önce Edirne’ye, sonra Erzurum’a, en son da Van’a) sevk edilirken, etkin pişmanlık adı altında bizlere iftira attırılan kişiler (Aziz İhsan Aktaş örneğinde olduğu gibi) TV kanallarında “üstadım!!” falan denilerek konuşturulurken, Adnan Bey’e 8 yıldır haksız hukuksuz şekilde avukat kısıtlaması uygulanırken, bunların hepsinden büyük keyif aldılar.
Şu anda iktidara yakın tabir edilen basını eleştirdikleri her şeyi bize yaptılar!!
Ve bence Sayın İmamoğlu‘na en büyük zararı onlar verdi!
8 sene önce ve boyunca tüm Türkiye’nin gözü önünde düşman hukukuyla bir cami pasifize edilip, etkisizleştirilmeye, kara propagandayla güya itibarsızlaştırılmaya çalışılırken, siz-biz ayrımı yapmadan, yalancılığın-iftiranın savunuculuğunu bile bile yapmayıp, tepki gösterselerdi, derin devletin dümen suyunda gidip derin devletin tetikçiliğini sözcülüğünü yapmasalardı, şu anda aynı hukuksuzluklarla sizler muhatap olmamış olurdunuz kanaatindeyim.
Sayın Erdem,
Prof. İzzet Özgenç, Prof. Adem Sözüer, Prof. Osman Yaşar, Prof. Osman Can, Prof. Yusuf Yaşar, Prof. Ali Turhan, Prof. Ahmet Ceylani Tuğrul, Prof. Fatih Birtek, Prof. Zeki Aslan, Prof. Mahmut Koca... gibi duayen hocaların dosyamıza sundukları 80’e yakın mütalaa ve bilirkişi raporunu okumanızı çok tavsiye ederim.
Sayın Erdem, siz de bir hukukçusunuz, hukuk önünde herkesin eşit olduğunu en iyi bilen kişilerdensiniz. A kişiye farklı, B kişiye farklı hukuk olduğunda sırf ideolojik saiklerle hukuksuzluk mubah görülüp, camiaların hukuksuzluk vesilesiyle susturulmasına göz yumulduğunda, ya da “bana dokunmayan yılan 1000 yaşasın” diye kayıtsız kalındığında, vicdanların üstü örtüldüğü de, herkes için adalet istenmediğinde, bunun toplumları nasıl çöküşe götüreceğini en iyi görenlerdensiniz.
Bu tehlikenin yok edilmesi, bu kumpas geleneğinin tarihin karanlığına gömülmesi, insanların sırf husumetle/hasretle/sevgisizlikle/ayrışmayla hukuksuzluk kullanılarak mağdur edilmesinin önüne geçilmesi isteniyorsa, daha fazla insanın canının yanmaması için, kendi görüşümüzden, siyasi yolumuzdan, inancımızdan, mezhebimizden olmasa da herkes için adalet savunusu olunmalı!
Bence sizler de katıldığınız TV programlarında bu konuyu gündemde tutup, basını bu yönde güzel yönlendirebilirsiniz.
CHP olarak bunun öncüsü olabilirsiniz.
“Herkese adalet” kavramının içinin yeniden doldurulmasını sağlayabilirsiniz.
Umarım İBB davalarının duruşmaları iyi geçer. Ancak şu ana kadar davanız kapsamında yaşadıklarınız, bundan sonraki gidişatın ve gelişmelerin nasıl olacağı konusunda bize pek de sürpriz olmayacaktır. Geçmişte yaşananlardan ders alınmalı ve birlik içerisinde hukuksuzluğun önünde set olunmalı.
Herkes için adaletin tecelli etmesi dileği ve duasıyla…
AYET: “Ey iman edenler! Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletten alıkoymasın” (Maide Suresi, 8)
Saygılarımla,
Merve Büyükbayrak
Kocaeli Yüksek Güvenlikli 1 No’lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
A8-24