
28.04.2026
Sayın Ruşen Gültekin,
Merhaba, ben Mevre Büyükbayrak. Sn. Adnan Oktar’ın 30 yıllık yakın arkadaşıyım. Adnan Oktar Kumpas Davası kapsamında, sadece kendini cezaevinden kurtarmak için aleyhimizde iftira atmaya zorlanan kişilerin delilsiz-soyut beyanlarına dayanılarak yüzlerce hukuk ihlali sonucu tam 8600 yıl ceza aldım, 8 yıldır da tutukluyum. Sn. Adnan Oktar ve arkadaşlarım gibi.
Yaklaşık son 1 yıldır, özellikle belli bazı kanallarda, sosyal medya platformlarında sabah akşam konuşulan, eleştirilen, tedirginlik ve öfke duyulan, tepki gösterilen, sürekli çözümler aranan hukuksuzluklar, ülkemizde adalete olan güvensizlik ve bunun silsile şeklinde sebep olduğu sorunlar, aslında Sn. İmamoğlu'nun tutuklanmasıyla değil, çok daha önce, 8 yıl ÖNCE Adnan Oktar Kumpas Davasıyla başladı. AMA bu gerçek 8 yıl boyunca görmezden gelindi ve hala devam ediyor.
Maalesef ki insanların çoğu için eğer hukuksuzluk, kötülük kendilerine, fikirdaşlarına isabet ettiyse, bunu sorun haline getiriyor. Bu çok vahim bir durum.
Sabahtan akşama kadar "Herkese eşit adalet", "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz" deniyor, ama iş fiiliyata geldiğinde, bu güzel niyetler unutuluyor!
Sizi TV'de sıklıkla görüyorum, dinliyorum. 2019-2022 arası dönemde yargılamalar için Silivri'deydik, 9 no’luda. Orada da sizi hep görüyordum. Bir hukuk insanı olarak hukuksuzluklara her fırsatta ses yükseltmenizi çok çok kıymetli buluyorum.
Bu nedenle sizi bizim davamızla ilgili de bilgilendirmek istedim:
ÇÜNKÜ; bugün İBB dosyasında yaşanan hukuksuzluklar, bakın benzer demiyorum, birebir aynısıyla 8 yıldır Adnan Oktar davasında, davalarında yaşanıyor. Tabi ki İBB dosyasını bilmiyorum ama -basına yansıdığı kadarıyla- şu ana kadar İBB dosyasında yaşananları görmek ve bundan sonra yaşanacakları da sorasıyla öngörmek, ülkemize hukuksuzluğun geldiği aşama açısından çok vahim, rahatsız edici.
8 yıl boyunca, bugün İBB davasında yaşananlara seyirci kalmayıp ses çıkartan basın, Adnan Oktar davasında aynıları yaşanırken, ilk tecrübe edilirken, “ideolojik kaygılarla hukuksuzluk desteklenirse, yarın öbür gün altında hepimiz kalırız” deyip, yapılanları sevinçle alkışlamasaydı, yalan habercilik yapmasaydı, bugün birebir aynı yöntemlere başka insanlar, başka camialar maruz kalmazdı diye düşünüyorum. Hukuksuzluk yöntemlerin olağanlaştırdılar.
Ruşen Bey,
Adnan Oktar Davası Bir Kumpastır.
Bir Derin Devlet kumpasıdır.
Ekte size yolladığım kısa bir "hukuksuzluklar özeti" listesine göz attığınızda, ne demek istediğimi göreceksiniz. Bugün İBB davasında yüksek tonda eleştirilen hukuk ihlallerinin tam 8 yıl önce hayata geçirildiğini, bunların birer kumpas kriterine dönüştürüldüğünü fark edeceksiniz.
Böylece maalesef ki İBB davasında ileriye yönelik doğru tahminlerde bulunacaksınız. İsterseniz avukatım size listelediğim ve listeleyemediğim pek çok hukuksuzluğun evrakını da yollayabilir.
Bizler anti-Darwinist, anti-materyalist, dindar ama anti-hurafeci, muhafazakar ama anti-bağnaz, modern, Atatürkçü, milliyetçi, vatansever bir camiayız.
50 yıldır Adnan Bey’in faaliyetlerinin dünya çapında yarattığı etki, bu tarihi kumpasın neden organize edildiğinin delilidir. İngiliz Derin Devleti'nin 2018'de operasyon öncesi ülkemize yolladığı üst düzey elemanlarıyla bu kumpası nasıl dayattığı resimli/yazılı delilleriyle ortadadır. (Dava dosyanızda detaylı görülebilir.)
Bu kumpasla camiamız pasifize edilmeye çalışıldı. Cezaevinden bir daha çıkamayalım, faaliyetlerimizi devam ettiremeyelim istendi derin odaklarca. TCK'daki hemen hemen bütün suçlamalar, bütün katalog suçlar -delilsiz- mesnetsiz şekilde- bir nevi üzerimize boca edildi. Hayatı boyunca karakola yolu düşmemiş insanlar basının da kara propaganda gücüyle, bir gecede eli kanlı, casusluk yapan, kara para aklayan, FETÖ’cü, her türlü cinsel suçu işleyen, şiddet uygulayan, polise ateş açan insanlarmışız gibi, birer suç makinesi gibi lanse edilmeye çalışıldı!!! Bu bir Derin Devlet oyunuydu! Bir temiz, Devlete faydalı, hayırlı camia 1 gecede silahlı suç örgütü ilan edildi!!
8.600 yıl, 300 kere müebbet anlamına gelir. Bugün suç makinesine dönüşmüş insanlara bile böyle cezalar verilmiyor! Hatta suçlular dışarıda ellerini kollarını sallaya sallaya geziyor.
Sn. Gültekin,
4000 sayfalık iddianamede,
1- MİT ve Dış İşleri Bakanlığı’ndan GELEN “FAALİYETLERİNDE CASUSLUK YOKTUR” resmi belgelerine rağmen, siyasi ve askeri casusluktan aleyhimizde dava açıldı, bu resmi raporlar, lehimize deliler gizlendi! İstinaf sonrası yeniden yargılama da yani tam dört yıl sonra bu suçlamadan beraat ettik, Berat kesinleşti. Peki siz Berat ettiğimizi duydunuz mu? HAYIR !!! Çünkü; aleyhimizde yıllarca hiçbir delile dayanmadan, masumiyet karinesinin / lekelenmeme hakkını görüp kara propaganda yapanlar, yalan konuşanlar, beraat ettiğimizi hiç haber yapmadı da ondan.
2- FETÖ suçlamasından tam 4 yıl sonra beraat ettik, beraat kesinleşti. Basında 7/24 temcit pilavı gibi tekrarlanan konuların YALAN olduğu ortaya çıktı. (Savcılık, bir arkadaşımızın bilgisayarında elde ettiği yasinyk@hotmail.com maline minicik! bir ekleme yapıp haline getirip, yasinyky@hotmail.com bu mailin de bir FETÖ’cüye ait olmasından hareketle bizi suçlamıştı !!!) Alenen belgede sahtecilik yapılmıştı. Ve bizler bunu savunmamızda anlatmamıza rağmen, deliller açık ve net ortada olmasına rağmen, bizi suçlayacak çok önemli bir delil yakaladığını zanneden, daha doğrusu bu yalanın üstüne yatan basın ve kimileri, gazetelerinde manşetten bu yalanı servis ederek, kanallarında ellerinde sopalarla sanki çok önemli bir şey keşfettiklerini zannederek müthiş bir karalama yürüttüler!!! Peki siz beraat ettiğimizi duydunuz mu? HAYIR! Çünkü basımda yer almadı.
3- 8 yıl önce ve devamında, zenginliğimizi, mal varlığımızı illegal yollardan güya elde ettiğimiz yalanı servis edildi. Evlerimizde bahçeler kızıldı, toprak altında hazineler saklandığı iddia edilen servetimiz arandı!!! (Ne kadar tanıdık geliyor bu yöntemde kulağınıza değil mi?) MASAK raporunda akılalmaz sahtecilik yapıldı. 6 TL eski parayla 6 milyon TL gibi gösterildi! Ortaya çıkınca da PARDON dendi!
Ve ne oldu biliyor musunuz? Biz tam 8 yıl sonunda nitelikli dolandırıcılık, kara para aklama, mal varlığı değerlerini yurtdışına çıkarma, rüşvet, belgede sahtecilik gibi mali suçların hepsinden beraat ettik, beraatler kesinleşti. Duydunuz mu? HAYIR!
Ve daha da vahimi ne oldu biliyor musunuz?
FETÖ ve mali suçlar gerekçe gösterilerek bütün her şeyimize, tüm mal varlığımıza, evimizdeki kıyafetleri, tost makinelerine!, yürüme bantlarına kadar el konuldu / müsadere edildi, hepsi satışa çıktı, satıldı! Ve biz bu gerekçe gösterilen suçlardan beraat ettik, yani mallarımıza el konulmasının hukuki dayanağı ortadan kalktı ama bir şey değişmedi, 40-50 yıllık tüm birikimlerimiz gitmiş oldu. (Başımızın gözümüzün sadakası olsun)
4- Geriye sadece örgüt yalanı ve cinsel suçlar yalanları kaldı. Bunların da delilden yoksun iftiralar olduğu, müştekilerin hem kendi içinde hem de aşamalardaki beyanlarında binlerce çelişki olduğu (sırf Adnan bey ile ilgili beyanlarda da 1449 çelişki tespit edildi) Adli Tıp Kurumu’na gönderilmedikleri, ilk gönderilen 5 hanımın Adli Tıp raporunun temiz çıktığı (iç beden ve ruh muayenesi) yani ortada tecavüz diye bir şey olmadığı, raporlar temiz çıkınca savcının diğer hanımları Adli Tıp Kurumu’na göndermekten vazgeçtiği gibi yüzlerce gerçek bize aklıyor, duayen hukuk profesörü hocalarımızın bütün mütalaaları da bunu ortaya koyuyor… Örgüt olmadığımızı da…
Ruşen Bey,
Biz inançlı bir camiayız. Her şeyi Allah’ın yarattığına inanıyoruz. Dünya bir imtihan, eğitim yeri. Burada çok kısa kalıp, sonsuz gerçek yurda geçeceğiz. Allah’ın bizi; bu dünyada Cenneti için hazırladığına, bizi; ahlaken-imanen olgunlaştırmak için zorluklarla, çilelerle, cezaeviyle, Mahkemelerle... derinleştirdiğine inanıyoruz.
O yüzden bu 8 yılı kendimiz için müthiş bir kazanç olarak görüyoruz. Kendimizi çok güzel geliştirme imkanı Allah’ın yarattığını düşünüyoruz. Suçsuz, samimi insanlar için bu yaşananlar ŞEREF’tir, ONUR’dur, Allah’la bir HEDİYE’dir. Benim bakış açım bu. İyi insanlara, kurulan tuzaklar, kumpaslar hiçbir zarar veremez, bilakis yüceltir. Allah’ın kanunu bu! ✓
AMA, ülkemiz için bu gidişatı tehlikeli görüyoruz. Adaletsizliğin zincirleme reaksiyon şeklinde nelere sebep olduğu ortada!
Allah ayette der ki; 'Ey inananlar! Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletten alıkoymasın. Adil olun. Takva da budur!' (Maide Suresi, 8. ayet)
Bu 'sır' bir ayet. Her görüşten, her hayat tarzından, hangi ideolojiden olursa olsun her fikirden insan/canlı için 'eşit adalet' samimi olarak istenmedikçe, dile getirilmedikçe, bir topluluğa olan ideolojik, fikirsel karşıtlığımız, önyargılarımız adil olmamızı engellediği müddetçe, Sn. İmamoğlu için talep edilen adalet, anlayış, lekelenmeme hakkı Sn. Adnan Oktar ve bizler için talep edilmedikçe, çözüme ulaşmak mümkün olmayacak maalesef !!!
8 yıl önce bizim yaşadıklarımızın bugün aynen İmamoğlu davasında yaşanıyor olması, üzerinde çok düşünülmesi gereken bir durum. Umarım ders alınır. Umarım her türlü kutuplaşma, kamplaşma, sevgisizlik son bulur. Televizyonlarda sesini duyurabilen insanlar umarım bu aciliyeti fark eder, sadece kendilerinden olanlar için değil, kendilerinden olmayanlar için de adalet peşinde koşar.
Ancak o zaman Allah bereketini yağdırır...
Saygılarımla...
Merve Büyükbayrak
Kocaeli Yüksek Güvenlikli 1 No’lu F Tipi Kapalı CİK