Mehdiyet İnancına Hüsnü-Zan İle Yaklaşmak Suç Değildir

Müslümanların gönlünde asırlardır yaşayan bir umut var: Mehdi’nin geleceği, zulmü kaldıracağı ve adaleti yeniden tesis edeceği inancı. Bu inanç çok derin bir manevi beklentiye dayanıyor. Tarih boyunca da insanlar bazı şahıslara bakıp “Acaba Mehdi olabilir mi?” diye düşünmüşler. Bu düşünce aslında bir hüsn-ü zandır. Hüsn-ü zan ise İslam kültüründe güzel bir bakış açısıdır; kimseye zarar vermez, insanın kalbini temiz tutar.

Son zamanlarda canım, nurum Adnan Oktar beyefendi ile de ilgili böyle bir benzetmeler gündeme geldi. Bazıları, hadislerde Mehdi için “adı benim adıma, babasının adı babamın adına uyar” denildiğini hatırlatıyor ve isim benzerliğini sorguluyor. İlgili hadis şöyledir:

“MEHDİ BENİM EVLATLARIMDANDIR. İSMİ BENİM İSMİM, BABASININ İSMİ DE BABAMIN İSMİ GİBİDİR...” (Ebu Davud, Mehdi 1; Tirmizi, Fiten 52; İbn Mace, Fiten 34; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 1/376)

Cübbeli Ahmet Hoca’nın da CNN Türk’te bu konuyu gündeme getirdiğini biliyoruz. O, isim benzerliği olmadığı için bu iddiayı doğru bulmuyor. Ama burada şunu hatırlamakta fayda var: Hz. Ali, Peygamber Efendimiz’den bahsederken “Mustafa Adnan” ifadesini kullanmıştır. Kaside-i Ercüze’den aktarılan bölümde şu ifadeler yer alır:


“BUNDAN DOLAYI İKİ İSİM SAHİBİ OLDUM. BİR DE KÜNYE Kİ DAHA ÖNCE HİÇ DUYMAMIŞTIM. EBÂ TURAB KÜNYESİNİ BANA VERMİŞTİ. HÂDÎ OLAN MUSTAFA (ASM) ADNAN PEYGAMBERİ.” (Kaside-i Ercüze, İmam Ali, İhramcızâde Hacı İsmail Hakkı Altuntaş s.18)

Demek ki, DÖNEMİN ÜSLUBUNDA FARKLI HİTAPLAR SÖZ KONUSUYMUŞ. NASIL Kİ BUGÜN DEVLET BAŞKANLARINA SADECE İSİMLERİYLE HİTAP ETMİYORUZ, AYNI ŞEKİLDE O DÖNEMDE DE FARKLI İSİMLER, SIFATLAR KULLANILMIŞ OLABİLİR.

Hadislerde Mehdi’nin fiziksel özellikleri de çok detaylı anlatılıyor: Alnındaki iz, yanağındaki parlak ben, omuzlarındaki mühür gibi işaretler….. Fakat  bunların bir kişide bulunması tek başına “işte bu Mehdi’dir” demek için yeterli değildir. Çünkü bu tür özellikler başka seyyidlerde de olabilir:

Peygamberimiz Hz. Muhammed’in Hadislerinde Hz. Mehdi’nin Fiziki Özellikleri Şu Şekilde Yer Almaktadır:

PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN SOYUNDANDIR

Hz. Ali’nin rivayetine göre Resulullah şöyle buyurdu: “Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah (c.c.) benim Ehl-i Beytimden bir zatı (Hz. Mehdi’yi) gönderecek.” (Sünen-i Ebu Davud, 5/92)

Benim Ehl-i Beytimden bir şahıs bütün dünyaya hakim oluncaya kadar günler ve geceler gitmez. (En-Necmu’s Sakıb, Ukayli)

Said b. el Müseyyeb’den, Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu: “Hz. Mehdi, kızım Fatıma’nın neslindendir.” (Sünen-i İbn Mace, 10/348)

Hz. Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş’ten ve Ehl-i Beytimden bir kişidir. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 13)

“Hz. Mehdi, benim çocuklarımdan biridir. Yüzü gökyüzünde parlayan yıldız gibidir.’’
(Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi’nin “Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebil Hz. Mehdi”)

Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: 

“Benim neslimden olan 40 yaşındaki Hz. Mehdi’dir. Yüzü gökyüzünde parlayan yıldız gibidir. (Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi “Risaletül Meşreb Elverdi fi Mezhebil Hz. Mehdi”)

Resulullah şöyle buyurmuştur:

Hz. Mehdi benim çocuklarımdandır. Onun yüzü, parlak yıldız gibidir.”
(Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Hz. Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

Güzel Yüzlü ve Nurludur

O (Hz. Mehdi) güzel bir delikanlıdır, güzel yüzlüdür. Yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir. (Hz. Mehdilik ve İmamiye, s. 153/ İkdüd Dürer’den)

Yüzü parlayan yıldız gibi nurludur. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 33)

Peygamberimiz “Benim neslimden olan 40 yaşındaki Hz. Mehdi’dir. Yüzü gökyüzünde parlayan yıldız gibidir.” şeklinde buyurmuştur. (Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi “Risaletül Meşreb Elverdi fi Mezhebil Hz. Mehdi”) 

Resulullah şöyle buyurmuştur:

Hz. Mehdi benim çocuklarımdandır. Onun yüzü, parlak yıldız gibidir.” (Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Hz. Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”) 

Güzel yüzlüdür. Yüzünün nurları ona azamet verir.” (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”) 

O (Hz. Mehdi), orta boylu ve güzel yüzlü bir gençtir. Saçları, omuzlarının üzerine sarkar. Yüzünün nuru, saçının, sakalının ve başının siyahlığı üzerine gün gibi parlarve ona yücelik verir.” (Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Hz. Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

Onun yüzü, parlak yıldız gibidir. (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

DİŞLERİ PARLAKTIR 

Dişleri parlaktır… (Ali Bin Hüsamettin El Muttaki)

YANAĞINDA BEN VARDIR

Hz. Mehdi, gür sakallı, ön dişleri parlak, yüzü benli, açık alınlıdır. (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

Yüzünde bir ben vardır. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki)

Yanağında, inciyi andıran, bir yıldız gibi yüzünü aydınlatan bir işaret vardır. 
(Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, “Kıyamet Alametleri” Pamuk Yayınları, Trc: Naim Erdoğan)

OMZUNDA NÜBÜVVET (PEYGAMBERLİK) MÜHRÜ VARDIR

Hz. Mehdi’nin omuzunda Peygamber Efendimiz (sav)'deki nübüvvet mührü bulunacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasarr Fi Alamatil Hz. Mehdiyy- il Muntazar, s. 41)

Omuzunda Peygamber (sav)’in alameti vardır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 23)

Omuzunda Peygamber (sav)’in nişanı vardır. (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 163)

Cabir b. Semüre’den rivayet edilmiştir: “Resululah’ın mührü güvercin yumurtası kadar bir yumru idi.(Sünen-i Tirmizi, 6/126)

Ebu Saib b. Yezid’den rivayet edilmiştir: “Gözüm Peygamberimiz (sav)’in iki omuzu arasındaki mühüre ilişti. (Sünen-i Tirmizi, 6/126)

SİYAH SAÇLIDIR

Yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir. (Hz. Mehdilik ve İmamiye, s. 153 / İkdüd Dürer’den)

O genç bir adamdır. Orta boyludur. Güzel yüzlüdür. Saçları, omuzlarının üzerine doğru sarkar. Yüzünün nurları ona azamet verir. Siyah saçlıdır. Siyah sakallıdır.” (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

O (Hz. Mehdi), orta boylu ve güzel yüzlü bir gençtir. Saçları, omuzlarının üzerine sarkar. Yüzünün nuru, saçının, sakalının ve başının siyahlığı üzerine gün gibi parlar ve ona yücelik verir.” (Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Hz. Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

HZ. MEHDİ (AS) GENİŞ VÜCUTLUDUR

"İri gövdeli..." Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

"Karnı büyük, iki uyluk arası açık…"(Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar, sf. 13)

"İki uyluk arası açık..." (Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

"Alnı geniştir." (Hadis, Hz. Mehdi (as)’nin başının da büyük olacağına işaret etmektedir.)

(Ali Bin Hüsamettin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler – Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, sf. 22)

HZ. MEHDİ (AS) HEYBETLİ BİR ŞAHIS OLACAKTIR

"O (Hz. Mehdi (as))… heybetli bir şahıstır." (İkdüd dürer)

"Hz. Mehdi (as) sanki Beni İsrail'den bir adamdır. (Tavrı onlara benzer yani heybetli ve acar.)" (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 23-30)

HZ. MEHDİ (AS)'IN ENDAMI BEN-İ İSRAİL GİBİDİR

Hz. Mehdi (as)'ın boyu, posu sanki Ben-i İsrail ricalindedir. (El-Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 36 29)

Cismi, İsrail cismidir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 24)

Hz. Mehdi (as) sanki Beni İsrail 'den bir adamdır. (Tavrı onlara benzer yani heybetli ve acar.) 
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 23 30)

KAŞI KAVİSLİDİR

Kaşı kavisli…” (Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, “Kıyamet Alametleri” Pamuk Yayınları, Trc. Naim Erdoğan, s. 163)

Hz. Mehdi’nin rengi Arabi(İbn Hacer El Mekki; “El-Kavlü’l Muhtasar fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar”, s. 15-75)

NOT: Arap ırkının ten rengi, kırmızıyla karışık beyazdır. Hz. Peygamber (sav)’in ten rengi de kırmızıya çalan beyaz renkti. Fakat, teninin görünen kısımları güneş, rüzgar gibi etkenlerle esmere çalıyordu. Rivayetlerden Hz. Mehdi’nin ten renginin de Peygamber Efendimiz (sav)’le aynı renkte olacağı anlaşılmaktadır.

Bir rivayette Resulullah (sav)’in ten rengi şöyle tarif edilmektedir:

Enes b. Malik, Peygamber’in rengi hakkında şöyle dedi: Beyaz idi. Fakat beyazı esmere çalıyordu. (İbni Kesir, Şemail’ür- Resul, s. 28)

Kırmızı ile karışık nurani beyaz idi. (İbni Kesir, Şemail’ür- Resul, s. 28)

Esmer olacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 163; El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 43)


HADİSLERDE HZ. MEHDİ'NİN GENİŞ VE HEYBETLİ YAPISININ YANISIRA, BAŞININ BÜYÜK OLACAĞI DA BİLDİRİLMEKTEDİR:

Hz. Mehdi ben(im neslim)dendir. Alnı geniş ve açıktır. (İmam Şarani “Ölüm - Kıyamet - Ahiret ve Ahir zaman Alametleri”, Bedir Yayınevi, s. 432-448)

YAŞI

Hadislerde belirtilen, Hz. Mehdi’nin gönderildiği yaşlardan kasıt, onun görevine başlayacağı, insanların kendisini tanıyacakları ve faaliyetini görüp izleyecekleri yaşlardır.

Yaşı 30 ile 40 arasında olduğu halde gönderilecektirHz. Mehdi benim evlatlarımdandır. 40 yaşlarındadır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 41)

Hz. Mehdi benim neslimdendir. O 40 yaşındadır. Sanki yüzü parlak bir yıldızdır. (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdisi “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”).. 

“O genç bir adamdır.” (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

BURNU

Onun alnı geniş, burnu ise ince olacaktır. (Tırmizi / Büyük Hadis Külliyatı, Rudani 5.Cilt, Sayfa 365)

Alnı geniş burnu parlaktır. (Asrın Beklediği İnsan Hz. Mehdi, Adil Gökbayrak, s. 28)

“…küçük burunlu…” (Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, “Kıyamet Alametleri” Pamuk Yayınları, Trc. Naim Erdoğan, s. 163)

SAKALI

Sakalı bol ve sık olacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

Sakalı sıktır. (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 163)

O genç bir adamdır. Orta boyludur. Güzel yüzlüdür. Saçları, omuzlarının üzerine doğru sarkar. Yüzünün nurları ona azamet verir. Siyah saçlıdır. Siyah sakallıdır.” (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”) 

O (Hz. Mehdi), orta boylu ve güzel yüzlü bir gençtir. Saçları, omuzlarının üzerine sarkar. Yüzünün nuru, saçının, sakalının ve başının siyahlığı üzerine gün gibi parlar ve ona yücelik verir.” (Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Hz. Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

“Hz. Mehdi, gür sakallı...” (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

BOYU

Hz. Mehdi, orta boylu olacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 41)

ASIL MESELE, MEHDİ’NİN YAPACAĞI GÖREVLERDE YATIYOR

AHİR ZAMANIN EN BÜYÜK FESADI ZAMANINDA, ELBETTE EN BÜYÜK BİR MÜÇTEHİD, HEM EN BÜYÜK BİR MÜCEDDİD, HEM HAKİM, HEM MEHDİ, HEM MÜRŞİD, HEM KUTB-U AZAM OLARAK BİR ZAT-I NURANİYİ GÖNDERECEK O ZAT DA EHL-İ BEYT-İ NEBEVİ’DEN OLACAKTIR.” (Sikke-i Tasdik-i Gaybi 189’dan aktarılan)

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ HAZRETLERİ HZ. MEHDİ’NİN ÜÇ TEMEL VAZİFESİNDEN BAHSETMEKTEDİR:

Çok defa mektuplarımda işaret ettiğim gibi, HZ. MEHDİ AL-İ RESUL'ÜN (Peygamberimiz (sav)'in soyundan gelen Hz. Mehdi'nin) TEMSİL ETTİĞİ KUDSİ (mukaddes, kutsal) CEMAATİNİN ŞAHS-I MANEVİSİNİN ÜÇ VAZİFESİ var. Eğer çabuk kıyamet kopmazsa ve beşer (insanlar) bütün bütün yoldan çıkmazsa, o vazifeleri onun cemiyeti ve seyyidler cemaati (Peygamberimiz (sav)'in soyundan gelenlerin) yapacağını rahmet-i İlahiyeden (Allah'ın rahmetinden) bekliyoruz. Ve ONUN ÜÇ BÜYÜK VAZİFESİ OLACAK    Emirdağ Lahikası, s. 259)

1. DARWİNİZM VE MATERYALİZMİ ÇÜRÜTMEK VE İMAN HAKİKATLERİNİ İHYA ETMEK,

BİRİNCİSİ : FEN VE FELSEFENİN TASALLUTUYLA VE MADDİYUN VE TABİİYYUN TAUNU, BEŞER İÇİNE İNTİŞAR ETMESİYLE, HERŞEYDEN EVVEL FELSEFEYİ VE MADDİYUN FİKRİNİ TAM SUSTURACAK BİR TARZDA İMANI KURTARMAKTIR. EHL-İ İMANI DALALETTEN MUHAFAZA ETMEK VE BU VAZİFE HEM DÜNYA, HEM HERŞEYİ BIRAKMAKLA, ÇOK ZAMAN TEDKİKAT İLE MEŞGULİYETİ İKTİZA ETTİĞİNDEN, HAZRET-İ MEHDİNİNO VAZİFESİNİ BİZZAT KENDİSİ GÖRMEYE VAKİT VE HAL MÜSAADE EDEMEZ. ÇÜNKÜ HİLAFET-İ MUHAMMEDİYE (A.S.M.) CİHETİNDEKİ SALTANATI, ONUNLA İŞTİGALE VAKİT BIRAKMIYOR. HERHALDE O VAZİFEYİ ONDAN EVVEL BİR TAİFE BİR CİHETTE GÖRECEK.

O zât o taifenin uzun tedkikatı (o topluluğun uzun araştırmaları, İNCELEMELERİ) İLE YAZDIKLARI ESERİ KENDİNE HAZIR BİR PROGRAM YAPACAK, ONUN İLE O BİRİNCİ VAZİFEYİ TAM YAPMIŞ OLACAK. BU VAZİFENİN İSTİNAD ETTİĞİ (DAYANDIĞI) KUVVET VE MANEVÎ ORDUSU, YALNIZ İHLAS VE SADAKAT VE TESANÜD (DAYANIŞMA) SIFATLARINA TAM SAHİB OLAN BİR KISIM ŞAKİRDLERDİR (ÖĞRENCİLERDİR). NE KADAR DA AZ DA OLSALAR, MANEN BİR ORDU KADAR KUVVETLİ VE KIYMETLİ SAYILIRLAR. (Emirdağ Lâhikası-1, ss. 266-267)

2. ALEM-İ İSLAM'IN VAHDETİNİ (İSLAM ALEMİNİN BİRLİĞİNİ) NOKTA-İ İSTİNAD EDİP (DAYANAK NOKTASI YAPIP)  İSLAM BİRLİĞİ’Nİ TESİS ETMEK.

HİLAFET-İ MUHAMMEDİYE (A.S.M.) ÜNVANI İLE ŞEAİR-İ İSLAMİYEYİ (İslama ait değerleri) İHYA ETMEKTİR. ALEM-İ İSLAMIN (İslam aleminin) VAHDETİNİ (birliğini) NOKTA-İ İSTİNAD EDİP (dayanak noktası edinip), BEŞERİYETİ MADDÎ VE MANEVÎ TEHLİKELERDEN VE GAZAB-I İLAHÎDEN (BELADAN) KURTARMAKTIR. BU VAZİFENİN, NOKTA-İ İSTİNADI VE HADİMLERİ (HİZMETKARLARI), MİLYONLARLA EFRADI (EFRADI) BULUNAN ORDULAR LAZIMDIR.

3. ŞEAİR-İ İSLAMİYEYİ (İSLAM AHLAKININ ESASLARINI) İHYA ETMEKTİR (YENİDEN CANLANDIRMAKTIR):

Üçüncü vazifesi: ... O ZAT BÜTÜN EHL-İ İMANIN (iman edenlerin) MANEVİ YARDIMLARIYLA ve İTTİHAD-I İSLAM'IN MUAVENETİYLE (İslam birliğinin yardımlaşmasıyla) ve BÜTÜN ULEMA VE EVLİYANIN (alimlerin ve velilerin) ve bilhassa AL-İ BEYT'İN NESLİNDEN (Peygamberimiz (sav)'in soyundan) HER ASIRDA KUVVETLİ VE KESRETLİ (çok sayıda) BULUNAN MİLYONLAR FEDAKAR SEYYİDLERİN İLTİHAKLARIYLA (Peygamber soyundan gelen fedakar kimselerin katılımlarıyla) O VAZİFE-İ UZMAYI (büyük görevi) YAPMAYA ÇALIŞIR. (Emirdağ Lahikası, s. 260)

Rivayetlerde ayrıca Hz. İsa’nın nüzulüyle birlikte Mehdi’ye destek olacağı, hatta nezaket gereği imamlığı ona bırakacağı aktarılmıştır:

 “MEHDİ, İSA B. MERYEM İLE BİRLİKTE OLACAKTIR. İSA, MEHDİ’NİN ARKASINDA NAMAZ KILACAKTIR.” (Müsned-i Ahmed bin Hanbel, c.1, s.376; el-Hakim, el-Müstedrek, c.4, s.478)

Bu da mehdiyetin çok büyük ve ümmeti ilgilendiren bir mesele olduğunu gösteriyor.

SONUÇTA, BİR ŞAHIS HAKKINDA HÜSN-Ü ZAN BESLEMEK İSLAM KÜLTÜRÜNDE ÖTEDEN BERİ VARDIR VE TEHLİKELİ GÖRÜLMEMİŞTİR

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin de ifade ettiği gibi, hüsn-ü zan eskiden beri meşru bir tavırdır Ancak bu, kesin bir hüküm veya zorunlu bir bağlılık anlamına gelmez. Yani “filanca kesin Mehdi’dir” demek doğru değil. Ancak “acaba olabilir mi?” diye içten bir şekilde düşünmek, güzel bir niyet taşır.

(31.10 2022 tarihinde 30. Ağır Ceza Mahkemesindeki savunmamdan esinlenilmiştir)