
Din hizmeti, yalnızca cami kürsülerinde yahut televizyon ekranlarında değil; kalplere dokunabilen, hayatın ritmini yakalayabilen bir dile sahip olmalıdır. Ülkemizde din hizmetlerinin yaygınlaştırılmasında Diyanet İşleri Başkanlığı elbette önemli bir kurumdur. Ancak özellikle gençlik üzerindeki hizmetlerinin beklenen etkiyi oluşturmadığı sıkça dile getirilmektedir. SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZIN “OTOYOL YAPTIK, KÖPRÜ YAPTIK AMA DİNDAR NESİL YETİŞTİREMEDİK” SÖZLERİ, BU ALANDAKİ TEMEL SORUNU ORTAYA KOYMAKTADIR. Gerçekten de mesele yalnızca imkân değil, yöntem meselesidir. Ben de cezaevinde bulunduğum bu dönemde, farklı tecrübelerle meseleyi gözlemleme imkânı buldum.
Diyanet’in Geleneksel Yöntemi Gençliğe Oldukça Uzaklıktır
Cezaevinde Diyanet TV yayınlarını izleme imkânım oldu. Bu yayınlar, Anadolu köylerindeki büyüklerimiz için kıymetli olabilir. Erzurum’da bir dede yahut Konya’da bir bakkal amca bu programlardan huzur bulabilir. Fakat bugün dijital dünyada büyüyen Z kuşağının kalbine ulaşmak için aynı yöntemler yeterli değil. Günümüz gençliği, teknolojiyle iç içe bir çağın çocuklarıdır; onlarla iletişim kurabilmek için farklı bir dil ve yöntem gerekmektedir.
Z KUŞAĞINI DİYANET İŞLERİ BAKANLIĞININ YÖNTEMLERİYLE KAZANMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR.
Gençliğe Yaklaşmak İçin Bizim Yöntemlerimiz Farklıydı
Yayınlarımızda programa katılanlar dans etti, renkli kıyafetler giydi. Bazen eleştirilen dans, müzik veya modern sunum tarzlarımız aslında birer stratejiydi. Çünkü bu görüntülerin ardında gizlenen “dans etmek veya dekolte giymek” değildi. Gençlere ulaşmak için bilinçli bir iletişim stratejisiydi. Gençlerin dikkatini çekmek, onların dünyasına girebilmek ve ardından Allah’ı anmaya, namaza, maneviyata yönlendirebilmek için farklı araçlar kullanmaktan ibaretti. SONUÇLARINI DA GÖRDÜK: GENÇLER ARASINDA İBADETE YÖNELİŞ GÖZLE GÖRÜLÜR BİÇİMDE ARTTI.
Yayınlarımız Hukuka Uygundur
İddianamelerde bu yayınlarımız, milli ve manevi değerlere zarar veren bir içerik gibi gösterildi. Oysa bu, bir yanılmacadır. Çünkü Anayasa Mahkemesi, bu yayınların suç teşkil etmediğini, milli ve manevi değerlere zarar vermediğini hukuki olarak onayladı.
İNSANLAR DOĞRU OLANA YÖNELEBİLİR YA DA YÖNELMEYEBİLİR; FAKAT HUKUKEN BU ÇALIŞMALAR MEŞRUDUR.
Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. (Kasas Suresi,56)
Müslüman Camialara Gelecek Zararları Önlemede Daima “Set” Olduk
Biz yalnızca kendi camiamızı değil, bütün Müslüman toplulukları önemsedik. Hatta kimi zaman üzerimize yönelen baskılara karşı diğer cemaatlere kalkan olduk. ÜSTAT BEDİÜZZAMAN SAİD NURSI HAZRETLERİNİN HAS TALEBELERİNDEN RAHMETLİ MUSTAFA SUNGUR AĞABEY’İN ADNAN OKTAR BEY’E SÖYLEDİĞİ “SEN DECCALİYETE KARŞI SET OLDUN, SENİ AŞIP BİZE GELEMİYORLAR” SÖZLERİ BU DURUMUN EN GÜZEL İFADESİDİR.
İslam Birliği Hayati Bir Konudur
Tarih boyunca İslam dünyasına en büyük zarar, ayrılıklardan gelmiştir. “İhtilafta rahmet vardır” anlayışı, kimi çevrelerin elinde Müslümanları parçalamaya dönüştürülmüştür. Oysa Kur’an’a göre birlik esastır. Adnan Oktar Bey’in iftarlarında farklı cemaatlerin bir araya gelmesi, bu bilincin canlı örneklerinden biriydi. AYRILIĞIN RAHMET DEĞİL FİTNE OLDUĞUNU HER FIRSATTA DİLE GETİRDİK.
Uluslararası Tebliğ Çalışmaları
Faaliyetlerimiz yalnızca Türkiye sınırlarında kalmadı. New York Times Meydanı’nda haftalarca sergilenen “Birlik Olalım” ilanı, İngiltere’de otobüslerde yer alan “Allah Var” afişleri, Fransa’da büyük ses getiren Yaratılış Atlası… Bunların her biri, İslam’ın hakikatini küresel ölçekte duyurma gayretinin somut tezahürleriydi. Bu çalışmalar basit, anlık girişimler değil; emek, sabır ve büyük fedakârlık isteyen çalışmalardı.
Resimler için linkler
3) https://www.harunyahya.info/makaleler/londra-belediye-otobusunde-yaratilis-atlasi-ilani
4) https://www.harunyahya.info/videolar/londra-otobuslerinde-allah-vardir-yazan-ilanlar-adnan-oktar
5) https://www.harunyahya.info/makaleler/harun-yahya-kitaplari-londrada-89080
8) https://www.harunyahya.info/makaleler/fransada-yaratilis-atlasi-depremi
9) https://www.harunyahya.info/makaleler/de-morgen-belcikadaki-harun-yahya-konferanslarini-anlatiyor
Sonuç: Manevi Bir Ödül Olarak Zorluklar
Allah’ın varlığını. Birliğini anlatmak, İslam Dininin tüm dünyaya hakim olması, dünyanın barış ve esenliğe kavuşması için yaptığımız tüm çalışmaların sonucunda aldığımız 8658 yıllık cezalar aslında bir ceza değil, Allah’ın lütfettiği harika bir imtihan, hatta manevi bir ödül niteliğindedir. Çünkü biliyorum ki biz, deccaliyetin fikri temellerine darbe vurduk. Bunun karşılığında maruz kaldığımız baskılar, bir mağduriyet değil; aksine Allah katında değerli bir sabır vesilesidir:
Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan yana üzülme. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme. (Nahl Suresi, 127)