
Geçtiğimiz haftalarda Adnan Oktar'ın arkadaşlarından Merve Büyükbayrak ile ilgili çeşitli haberler basında yer almış ve 7 yıldan fazla bir zamandır cezaevinde bulunan Merve Büyükbayrak'ın oldukça bakımlı, genç ve son derece güzel görünümlü fotoğraflarıyla ilgili olarak bazı yayınlarda, "Lüks Hayattan Plastik Sandalyeye" başlığı kullanılmıştır.
Öncelikle söz konusu haberlerde yer alan cezaevi fotoğraflarında Merve Büyükbayrak'ın oldukça güzel ve bakımlı bir görünümde olduğu, geçen 7 yıllık dönemde adeta daha fazla dinçleştiği ve son derece iyi giyimli ve dikkat çekici bir görünümde olduğu açıktır. Nitekim, konuyu haber yapan yayınlar da bu konunun üzerinde özellikle durmuş ve konuyu haberleştirme nedeni olarak, müvekkilin bu son derece güzel, bakımlı ve dikkat çekici görünümünü esas almışlardır. F tipi bir cezaevinde 7 yıl boyunca tek başına kalan hemen herkesin, kaçınılmaz olarak çökmeye, yaşlanmaya doğru gideceği, zayıflayıp çelimsiz bir hal alacağı, güçsüzleşip halsizleşeceği, hayat dolu yüz ifadesini büyük oranda kaybedeceği, mutsuz ve solgun bir görünüme sahip olacağı bilinen bir gerçektir. 7 yıldan fazla bir zamandır tek başına F Tipi bir cezaevinde kalan müvekkil Merve Büyükbayrak'ın, TÜM BUNLARIN TAM TERSİ BİR GÖRÜNÜMDE ORTAYA ÇIKMASI, göründüğü kadarıyla Akit gibi hemen her kesime öfke ve kin hissiyatı içinde iftira içerikli haberler yapan yayınları kızdırmış gibi görünmektedir.
Müvekkil Merve Büyükbayrak, hali hazırda 47 yaşında olmasına rağmen, fotoğraflardan da anlaşıldığı gibi, olağanüstü genç görünümdedir. Bunun sebebi, imanlı, tevekküllü, tertemiz ve masum olmasıdır. Açıkça görülebileceği gibi, kendi yaşıtlarından bir hayli farklıdır. Müvekkilin, 7 yıldan fazla bir zamandır kaldığı cezaevinde, böylesine genç, dinç, güçlü ve güzel bir görünümde görüntü veriyor olması, belli ki bu çevreleri rahatsız etmiştir.
Müvekkil Merve Büyükbayrak, cezaevinde görüntülenen fotoğraflarını plastik sandalye üzerinde vermiştir; çünkü cezaevinde kalan tutuklu ve hükümlülere SADECE PLASTİK SANDALYE VERİLİR. Cezaevinde olup da herhangi bir kişinin başka bir koltukta fotoğraf vermesi mümkün değildir. Bununla ilgili olarak Akit grubuna ve bu yönde haber yapan diğer yayıncılara, cezaevinde bulunup fotoğraf çektiren siyasilerin veya ünlülerin fotoğraflarını dikkatli incelemelerini tavsiye ediyoruz.



Tüm bunların yanı sıra ve en önemlisi, müvekkil Merve Büyükbayrak, DİNDAR BİR MÜSLÜMANDIR. Müslüman kişiliğinin gereği olarak, başına gelen her şeyi KADERİN BİR GÜZELLİĞİ olarak görmüş ve 7 yıldan fazla bir zamandır SUÇSUZ YERE CEZAEVİNDE BULUNMAYI göze almıştır. Yıllar geçmesine rağmen bu ortam onun üzerinde HİÇBİR OLUMSUZ ETKİ BIRAKMAMIŞTIR; bunun en temel sebebi, tüm yaşananları ALLAH'TAN GELEN KIYMETLİ İMTİHANLAR olarak görmesi ve DERİN BİR TEVEKKÜLLE bu dönemi geçirmesidir.
Müvekkil, yine güçlü imanının bir tezahürü olarak, imtihanı gereği bir plastik sandalye üzerinde oturmaktan asla gocunacak kişilikte değildir. Her görüntüyü Allah'ın yarattığını bilen ve Allah'tan her koşulda razı olan bir kişi olarak, ZORLUK VE GÜÇLÜK ORTAMLARINDA DA MUTLUDUR, BOLLUK BEREKET İÇİNDEYKEN DE MUTLUDUR. Onun için, ortam ve şartların nasıl olduğu önemli değildir. Müvekkilin, kalbinin sürekli olarak Allah ile dolu olması, Allah'a imanından dolayı mutmain bir kişilikte bulunması, yaşamını her koşulda mutlu geçirmesi için tek başına yeterlidir.
O yüzden, geçmişte çok zengin ortamlarda olması ile bugün plastik sandalye üzerinde oturması arasında müvekkil bakımından HİÇBİR FARK YOKTUR. Çünkü çok iyi bilmektedir ki, HER BİRİNİ, EN SEVDİĞİ ALLAH YARATMAKTADIR.
Burada sorgulanması gereken, müvekkilin bu mutluluğunu ve kalben ve zihnen rahatlığını sergileyen bu fotoğrafların yayınlanması sırasında, yukarıda dikkat çektiğimiz başlıkları atan yayınlardır. Karşılarında 7 yıldır suçsuz yere cezaevinde yatmakta olan bir genç bayan bulunmaktadır ve 7 yıldan fazla bir süredir bu şartlara son derece güzel bir sabır ile sabretmiştir. Ancak söz konusu yayınlar, şu anda kendileri ve çevreleri akıl almaz bir hukuksuzluk ile muhatap olmuş durumdayken, HALA HUKUKSUZLUĞU MEŞRULAŞTIRMAYA ÇALIŞMAKTA ve gözlerinin önünde suçsuz yere hapis yatmakta olan bir genç kadın hakkında hala kendilerince kinayeli haberler yapma peşine düşmektedirler. Bugüne kadar, KENDİ BAŞLARINA GELEN HUKUKSUZLUKLARIN, başkalarında meşrulaştırdıkları adaletsizlik anlayışı yüzünden gerçekleştiğini hala anlamazdan gelmektedirler. Başkaları için adaletsizliği alkışlayarak, buna zevklenerek, aslında KENDİ BAŞLARINA GELECEK DAHA BÜYÜK HUKUKSUZLUKLARA ZEMİN HAZIRLADIKLARINI hala görememektedirler. Sonra yana yakıla başlarına gelen haksızlıklarla mücadele etmekte, kendilerini bir türlü temize çıkaramamakta, sayısız yalanla mücadele etmek zorunda kalmakta; ancak BU YAPTIKLARININ KARŞILIĞINI ALDIKLARINI BİR TÜRLÜ KAVRAYAMAMAKTADIRLAR.
Adnan Oktar dosyasında, müvekkil dahil pek çok genç kadın, hiç işlemedikleri suçlar ve afaki suçlamalar nedeniyle şu anda 300 KERE MÜEBBET HAPİS CEZASINA mahkum edilmiş durumdadırlar. Söz konusu yayınları yapanlar, bu genç kadınların suçsuz olarak 7 yıldan fazla bir zamandır cezaevinde tutuluyor olmasından hiçbir rahatsızlık duymadıkları gibi, adeta onların müebbet almasına alkış tutmaktadırlar. Sonra benzer şeyler kendi başlarına geldiğinde, BUNUN NEDENİNİ ÇOK DA UZAKTA ARAMAMALIDIRLAR. Keza, ADALETSİZLİĞİ MEŞRULAŞTIRAN DA ALKIŞLAYAN DA KENDİLERİDİR.
Bu zihniyetteki kişiler, 300 kere müebbet almış masum kadınların durumunu alkışlarken, bir yandan da savaş veya çatışma yaşayan pek çok ülkede, insanların zulüm görmesinden rahatsız olmakta, insanlar öldürülüyor veya esaret altına alınıyor diye konuşmalar yapmaktadırlar. Oysa burada kendileri, BENZER BİR ZULMÜ ALKIŞLAMAKTADIRLAR. Oradaki insanlar MASUM olduğu gibi, buradaki insanlar da MASUMDUR. Oradaki insanlar SUÇSUZ YERE ZULÜM GÖRDÜĞÜ gibi buradaki insanlar da SUÇSUZ YERE ZULÜM GÖRMEKTEDİR. Orada AİLELER PERİŞAN EDİLİRKEN, burada da AİLELER PERİŞAN EDİLMEKTEDİR. Şu durumda, burada, çok açık bir SAMİMİYETSİZLİK söz konusudur. Oradaki zulme ağlanırken, buradakinin alkışlanması, ancak ve ancak bir samimiyetsizlik sorunu ile açıklanabilir.
Zulmü alkışlayan her kişi, kendine dönecek bir zulmü beklemektedir aslında. Çünkü ZULMÜ MEŞRULAŞTIRMAKTA, ZULMEDENLERİ GÜÇLENDİRMEKTE, İNSANLARI ZULME ALIŞIR HALE GETİRMEKTEDİR. Bunun akabinde alkışladığı zulüm, kaçınılmaz olarak etrafını saracaktır.
Bu bir varsayım değildir; gerçektir ve gerçekleşmektedir.
7 yıldır devam eden zulmün artık daha fazla görmezden gelinmemesi dileğiyle, saygılarımızla kamuoyunun bilgilerine arz ederiz.13.09.2025
Merve Büyükbayrak vekili,
Av. Ömer Oğuz Güleryüz


