Sayın Selçuk Tepeli'ye Mektubum

30.04.2026

Sayın Selçuk Tepeli,

Merhaba, ben Merve Büyükbayrak. Adnan Oktar Kumpas Davası kapsamında, yüzlerce hukuk ihlali sonucu, dosyada somut tek bir aleyhe suç delili olmamasına rağmen, tam 8600 yıl astronomik ceza aldık, aldım. 8 yıldır da tutukluyum. Sn. Adnan Oktar ve diğer 70 arkadaşım gibi.

Sn. Adnan Oktar’ın 30 yıllık yakın arkadaşıyım.

Akşam haberlerinde hafta içi her gün sizi izliyorum; adaletsizlikler, haksızlıklar, mağduriyetler karşısındaki vicdanlı tutumunuzu, haklı tepkilerinizi, sağduyulu üslubunuzu çok kıymetli buluyorum.

Adaletsizliğin ve zincirleme olarak sebep olduğu tüm olumsuzlukların bu raddeye gelmesinin, 8 yıldır tertemiz bir camiaya yaşatılanlara bile bile göz yumulmasının ve daha da vahimi birilerince de alkışlanmasının bir sonucu olduğunu değerlendiriyorum. Tarih tarih incelediğinizde bu zaten açık seçik görülebiliyor.

Sizin ve tabii ki pek çok televizyoncunun, gazetecinin İmamoğlu davası süreciyle birlikte 1,5 yıldır eleştirdiğiniz, gündem yaparak çok büyük bir haklılıkla tepki gösterdiğiniz hukuksuzlukların birebir aynıları, daha da fazlasıyla Adnan Oktar davasında yaşandı, yaşanmaya devam ediyor.

Adnan Oktar davası bir DERİN DEVLET KUMPASI’dır. Derin devletin rahatsızlık duyduğu, kendi emelleri açısından engelleyici gördüğü camiaları, insanları hukuksuzluk sopasıyla ortadan kaldırmaya kast ettiği kirli yöntemlerin önde gelen bir örneğidir. Normal işleyen bir hukuki süreçte kanunlara riayet edilir, hukuk çerçevesinde ilerlenir. Belki —tasvip etmemekle birlikte— 1-2 hukuksuzluk yaşanır ama toplamında hukuk gözetilir. AMA, kumpas süreçlerinde yüzlerce hukuk ihlali göz göre göre yaşanır. A'dan Z'ye her aşamada hukuk katledilir. İşte bu da kumpasın ana alametidir. Tıpkı Adnan Oktar Dosyası’nda olduğu gibi.

8 yıldır bizim yaşadıklarımıza -sırf ideolojik karşıtlıkla- Adnan Oktar anti-Darwinist, anti-materyalist, anti-bağnaz fikirleri, faaliyetleri ve çalışmalarına duyulan rahatsızlıkla, husumetle ve önyargıyla —ses çıkarılmaması, hatta sabah-akşam desteklenmesi, 'dahası da yok mu' yaygarası yapılması, maalesef ki kumpas yöntemlerini meşrulaştırdı, sıradanlaştırdı. Ve uygulanmak istenen her camiayı pasifize etmek için çok elverişli bir silaha dönüştürüldü.

Bunda basının rolü çok büyük oldu!

Fikirlerine, inanışlarına karşı oldukları bir camianın hukuki olmayan yollarla yok edilmeye çalışılması, belki de bu vesileyle kendi fikirlerinin önünün açılacağını düşünmek bazılarının çok hoşuna gitti, işine geldi, kim bilir belki de kimiler çıkar elde etti bundan.

Fikre fikirle karşılık verememenin acizliğiyle, 'bizden olmayana ne olursa olsun', 'bize dokunmayan yılan bin yaşasın' dendi. AMA, meydanlarda, mitinglerde 'susma sustukça sıra sana gelecek' sloganının boş bir slogan olmadığı ortaya çıktı. Gerçekte de, dün susulan, desteklenen, oh olsun denen hukuksuzluk yöntemlerinin AYNISI bugün kendilerinden olanlara da isabet eder hale geldi.

Bugün İBB davasında yaşananlara 7/24 öfkelenenlerin müsebbibidir bu bakış açısı.

Adnan Oktar davasında insanlar cezaevinden bir an önce kurtulmak için bize iftira attıklarında, “Canım insan arkadaşına neden iftira atsın” diyenler, etkin pişmanlık müessesesinin nasıl kötüye kullanıldığına yüz çevirenler, şu an sabah-akşam bu dediklerini yutacak konuşmalar yapıyorlar.

Dün Adnan Oktar davasındaki etkin pişmanları bir nevi kutsayanlar, onları dürüstlük abidesi (!) gibi lanse edenler, bugün İBB davasındaki etkin pişmanları yerden yere vuruyorlar.

Evet bugünkü tepkileri doğru, dünkü tepkileri ise YANLIŞ'tı, SAMİMİYETSİZ'di...

Now'da, Sözcü'de, Halk TV'de hemen her akşam görüyoruz; sadece kendilerinden gördüklerinin yaşadığı mağduriyetlerle ilgileniyorlar. Her ne kadar sözde bunun tersini iddia etseler de, işin gerçeği ortada!

1. 8 yıldır 1 kere bile Adnan Oktar davasında yaşananlar — bugün İBB davasında yaşanırken en üst tondan ses yükselttikleri konuları — gündeme getirdiklerini gördünüz mü? Now'da hiç bizim cevap hakkımız korundu mu? Bize söz hakkı verildi mi?

HAYIR!

2. 8 yıldır bir kere bile bizim savunmalarımızı, bizi aklayan delilleri ya da hepsini geçtim, 8 yıl boyunca aleyhimizde kara propaganda yürütülen Casusluk, FETÖ, Kara Para Aklama, Nitelikli Dolandırıcılık suçlarından beraat ettiğimize ve beraatlerin kesinleştiğine dair haber yapıldı mı??

HAYIR! Ama aleyhte yüzlerce haber yapıldı!!

İşte bugünkü sorunların temeli bu!!

Suçlamaya, güya karalamaya, itibar suikastı yapmaya, kara propagandaya gelince, ellerde sopalarla büyük bir iştahla haber yapıp, sonrasında bu yalanların, iftiraların tekzip edilmemesi, suçsuzluğumuza dair çıt çıkarılmaması, 'herkese eşit adalet', 'kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz' gibi güzel, erdemli kavramların, sloganların da içini boşaltıyor.

Sn. Tepeli;

90'lı yıllarda Emniyet'te fiziksel işkenceyle insanlara zorla kendilerine ait olmayan ifadelerin altına imza attırılırdı. 99 yılında camiamıza yönelik polis operasyonu sonrasında arkadaşlarım bizzat Adil Serdar Saçan’n psikopatça işkencelerine maruz kaldığı için çok iyi biliyorum! Aralarında sakatlananlar oldu!!!

Şimdi 2000'li yıllarda evet fiziksel işkence yok, ama onun yerine insanları psikolojik işkenceyle, cezaevi korkusuyla, cezaevinden bir daha çıkamama endişesiyle, eşiyle-evlatlarıyla korkutularak zorla, baskıyla etki ajanlığı adı altında yalan, iftira beyana zorluyorlar.

ÇÜNKÜ, gerçek/hukuki iddianamelerde hukuken geçerli, somut suç delili olur.

Kumpas iddianamelerde, somut bir suç ve suça dair delil olmadığı için mecburen iftira-soyut beyanlarla iddianameler şişiriliyor!

Adnan Oktar Davası’nın da aynı İBB davasındaki gibi iddianamesinin 4000’den fazla sayfa olması bunun delilidir. Bunu da hiç duymamışsınızdır, çünkü sanki tüm bu anormallikler ilk defa Sn. İmamoğlu davasında yaşanıyor gibi bir samimiyetsizlik içerisinde pek çok kişi HALBUKİ, Adnan Oktar davasında susulduğu için aynılarını yeniden yaşamak durumunda kaldık.

Selçuk Bey,

Ekte listelediğim bazı hukuksuzlukları da okuduğunuzda ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Amacım kimseyi suçlamak değil!

Biz çok dindar bir camiayız. Ben yaşadığımız HER ŞEYİ, buna mahkemeler de dahil, bu 8 senelik süreç de dahil, tek tek her hukuksuzluk da dahil, Allah'ın bizleri eğitmek için çok büyük hayırlarla, güzelliklerle yarattığına inanıyorum. Zahiren olumsuz gibi görünen konularla insanları eğitmek Allah'ın özel bir sırrıdır.

Bakara Suresi, 216. ayet: 'Olur ki hoşunuza giden bir şey sizin için şerdir, olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırdır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.'

Mümine zarar verecek HİÇBİR ŞEY OLAMAZ!

Ne oluyorsa, hepsi Allah'a daha da yakınlaşmamız, daha da derinlik kazanmamız için şahane vesileler, hediyelerdir.

Dolayısıyla, bu bakış açısındaki bu inançlı insanların birilerine kızgın ya da kırgın olmasından değildir.

Ama, bunları size yazmamın, sizi bir davanızla ilgili bilgilendirmemin sebebi; ülkemizdeki kötü gidişatın, tüm olumsuzlukların düzelmesinde sizin gibi milyonlara ulaşabilen insanlara çok sorumluluk düştüğünü düşünmem.

İnanın, savunduğunuz değerleri, ilkeleri, sevmediğiniz, hatta belki husumet duyduğunuz, fikirsel/inanışsal olarak ayrıştığınız insanlar için de istemedikçe, gerçek adalet, gerçek huzur, gerçek refah oluşmayacak

Allah ayette der ki; 'Ey inananlar! Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletten alıkoymasın. Adil olun. Takva da budur!' (Maide Suresi, 8. ayet)

Çözüm bu ayette yer alıyor.

Sn. Tepeli;

Türkiye'nin tanınan bilinen, Atatürkçü, milliyetçi, vatansever, anti-bağnaz, anti-hurafeci, gerçek Kuran Müslümanlığını savunan, modern, kaliteli, iyi eğitimli seçkin bir camianın üzerine 1 gecede TCK'daki hemen hemen bütün suçların bir nevi boca edilmesini, karakolun yolunu bilmeyen insanlara, 300 kere müebbetle aynı anlama gelen 8.600 yıl sansasyonel cezalar verilmesini kimse normal karşılamamalı!

Yoksa aynı İBB olayında olduğu gibi benzerliklerle daha sık karşılaşmamız kaçınılmaz olacak.

Saygılarımla...

Merve Büyükbayrak

Kocaeli Yüksek Güvenlikli 1 No’lu F Tipi Kapalı CİK