
20.04.2026
Sn. Feti Yıldız,
Ben Merve Büyükbayrak. Sn. Adnan Oktar’ın 30 yıllık yakın arkadaşıyım. Adnan Oktar Kumpas Davası kapsamında 8 yıl önce tutuklandım ve aleyhe tek bir somut suç delili iddianamede yer almamasına rağmen, binlerce hukuk ihlali sonucu 8600 yıl ceza aldım/aldık, sözde örgüt yöneticiliği suçlamasıyla ve bu cezalar Yargıtay’da dosyalarımızın bulunduğu çuvallar açılmadan karanlık bir el tarafından ONATTIRILDI. 8 yıldır da tutukluyuz.
Malumuz, Sn. Cumhurbaşkanımız da, Sn. Devlet Bahçeli de bu süre zarfında bir kere ile aleyhimizde konuşmadılar. Devlet bizi, Sn. Adnan Oktar’ı çok iyi bilir, tanır. O yüzden bu tarihi kumpasa itibar etmediler. Bu bizim için müthiş kıymetli.
Sn. Devlet Bahçeli de “bilge lider” tabirinin tam karşılığı olan bir insan. Kendisinin insan sarrafı olduğu, bizleri doğru teşhis etmiş olmasından açıkça belli oluyor. Kendisinin bu kumpası en derinlikli şekilde teşhis ettiğine dair inancımız tam.
Bizlerin de Türk-İslam Birliği ülküsü yolunda gayret eden, bu uğurda 45 yıldır aşkla-şevkle ilmen çabalayan milliyetçi, Atatürkçü, muhafazakar bir camia olarak Sn. Bahçeli'ye her daim sevgi, hürmet, muhabbet ve güven duyduğumuz bilinen bir gerçektir. Her zaman yanındayız. Ülkemizin bekası, milli birlik ve beraberliğimiz için gösterdiği yoğun gayret, fedakarlık ve uğraşısının da destekçisiyiz. Aldığı kararlara güvenimiz tam. Devlet aklıyla hareket eden böyle bir lider ülkemiz için büyük nimet, lütuf.
Sn. Yıldız,
Basında 8 yıldır aleyhimizde kesintisiz bir kirli kara propaganda yürütülüyor. Kendimizi ifade etme imkanımız da olamıyor. Bu nedenle sizi dosyamızla ilgili bilgilendirmek istedim:
ADNAN OKTAR DAVASI BİR KUMPAS’TIR.
Aleyhimizde tek bir tane bile somut, hukuken geçerli suç delili ortaya konamamasına karşılık,
— Prof. İzzet Özgenç, Prof. Adem Sözüer, Prof. Osman Can, Prof. Osman Yaşa, Prof. Yusuf Yaşa, Prof. Ali Turhan, Prof. Ahmet Ceylani Tuğrul, Prof. Mahmut Koca, Prof. İlhan Üzülmez, Prof. Fatih Birtek, Prof. Mehmet Kocoğlu, Prof. Tolga Şirin, Prof. Zeki Arslan gibi duayen hukukçuların dosyamıza sundukları 100'e yakın mütalaa bizim asla bir suç örgütü olarak nitelendirilemeyeceğimizi, tüm suçlamaların (cinsel suçlamalar dahil) mesnetsiz olduğunu kanunlar ışığında ayan beyan ortaya koyuyor.
— 8 yıldır bu dosyada avukatlığımı yapan Prof. Ahmet Gökçen Hoca her savunmasında suçlamaların delilsiz olduğunu, dosyadaki hukuk ihlallerini, camiamızın asla bir suç örgütü olarak adlandırılamayacağını, masum insanların böylesi bir iddianame sonucu yıllardır tutuklu tutulmasının hukuka da, vicdana da aykırı olduğunu anlatıyor.
— Dosya kapsamındaki sözde müşteki ve etkin pişmanların, cezaevine girmemek veya cezaevinden çıkmak için etk. pişmanlık müessesesini nasıl istismar ettikleri, "Adnan Oktar'a iftira at kurtul" yöntemiyle nasıl yüzlerce iftiraya zorlandıklarına dair onlarca delil mevcuttur.
— Aleyhinize delil olmadığı için, korkutulan bu insanlara söylettirilen yalan beyanlarla iddianamenin (4000 sayfa!) dolu olduğu ortadadır. Somut delil yok, o yüzden bol bol soyut yalan beyan var!!
— Ve de size ekte yollamış olduğum, özetin özeti şeklinde maddelediğim hukuksuzluklar herkesin malumudur. Eğer bu yazdıklarımın detaylarını — delillerini — evraklarını görmek isterseniz, Avukatım Ömer Bey'den isteyebilirsiniz.
Sn. Yıldız,
Bahsettiğim kara propagandanın etkisini, yakın zaman önce yeni Adalet Bakanımız Sn. Akın Gürlek’in Adnan Bey’in avukatlarıyla ilgili yaptığı hatalı konuşmada da çok net görebilirsiniz. Taa 3-4 sene önce basının kasıtlı olarak tahrif ederek gündeme getirdiği bir bilgiyi, Sn. Bakanımız tam da o şekliyle dile getirmiştir. Belli ki birileri Sn. Gürlek’i yanlış bilgilendirmiş. Çünkü bugün yeni İçişleri Bakanımız olan o günün Erzurum Valisi Sn. Mustafa Çiftçi o tarihlerde basında yer alan o bilgiyi / haberi net şekilde yalanlamıştır.
Yani, basının bu kirli propaganda gücünün nasıl tehlikeli boyutlara vardığı ortada. Dolayısıyla, sizlere ulaşıp, doğru bilgilendirmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Fatih Bey,
- Operasyon günü toplam 200 kişiye gözaltında iken – tükürük testi yapıldı. Ve 200 kişinin de raporları TEMİZ çıktı, uyuşturucu ve alkol yer reddesine ulaşılmadı, diye rapor verildi.
Buna rağmen, hâlâ basında, son dönemde gerçekleştirilen uyuşturucu operasyonlarından bahsedilirken yalan olduğu biline biline bizim adımız da geçiriliyor! Cevap hakkı tanınmıyor!
- Siyasal ve Askeri Casusluk suçlamasında MİT ve Dış İşleri’nin bizi aklayan 2 resmi raporuyla beraat ettik ve kesinleşti. Buna rağmen, 8 sendir bu yönde attıkları iftiralar kesilmedi.
- FETÖ suçlamasından beraat ettik ve kesinleşti. Ama FETÖ belasından bahsederken bizim adımızı da eklemek bir alışkanlık haline geldi.
- Kara para aklama/Nitelikli Dolandırıcılık/Mal varlığı değerlerini kaçırma/rüşvet gibi mali suçlamaların hepsinden beraat ettik ve kesinleşti.
- Geriye sadece cinsel iftiralar kaldı; müşteki ve etkin pişmanların hem tek bir ifadede, hem de Emniyet/Savcılık/Mahkeme gibi aşamalarda verdikleri beyanlarda sırf Sn. Adnan Oktar’la ilgili tam 1449 çelişki tespit edildi! (ekte daha detaylı anlatımım olduğu için uzatmıyorum)
Ve tüm bu gerçeklere rağmen 7/24 basının yalanlarıyla muhatap oluyoruz.
Bizim için ŞEREF'tir. Bize hiçbir zararı olmuyor, biz bu 8 senede Medrese-i Yusufiye olarak gördüğünüz, Devletimizin bu mübarek medreselerinde okuyoruz, yazıyoruz, kendimizi geliştiriyoruz, dinleniyoruz. Fiziki-manevi her yönden de müthiş bir gelişme / ilerleme / inkişaf oldu bizim için. İftiralar, yalanlar, alaylar, kara propagandalar, hapisler, sürgünler... Hepsi mümine sevap kapısıdır, şan'dır, onurdur. Peygamber sünnetidir.
Bizler Devlet'e çok bağlı bir camiayız. Tanıyan bilen bilir, Sn. Cumhurbaşkanımızın destekçisiyiz. Sn. Bahçeli'ye gönül bağımız olduğunu Türkiye'de bilmeyen yok. Devletimizin her döneminde, her risk anında (Gezi Kalkışması, 17-25 Aralık süreci, 15 Temmuz hain darbe girişimi...) Devlet'ten yana tavrımızı aslanlar gibi ortaya koyduk.
15 Temmuz gecesi Adnan Bey’in A9 TV’de yapmış olduğu yayın, Adnan Bey’in darbe girişimine karşı kararlı tavrı ve konuşmaları sebep gösterilerek, RTÜK’ten tebrik rapordu aldı!
Bulunduğumuz cezaevlerinde bile, infaz koruma memurları “Biz bu cezaevinde sizin kadar Devlet’e sadık kimse görmedik” diyorlar. Doğu Perinçek “Anadolu genelinde yaptığı imani konferanslar, dağıttığı kitaplarla Adnan Oktar, Ak Parti’nin iktidara gelmesine zemin hazırladı” diyor ve doğru bir tespitte bulunuyor.
Sözün özü;
1- Adnan Bey’in darwinizmi tarihin karanlığına gömmesini,
2- Dünya çapındaki darwinist diktatörlüğeilmi darbe indirmesini
3- 350’den fazla kitabıyla dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın hidayetine vesile olmasını
4- Yaratılış Atlası kitabını Fransa’da, ABD ve Arap ülkelerinden Uzak Doğu'ya kadar binlerce yere göndermesini,
5- Bağnaz, hurafelerle dolu geleneksel din anlayışının yerine Kuran İslam'ını ön plana çıkartarak Allah'a / dine mesafeli çevreleri de dine yaklaştırmasını, gençlere ulaşabilmesini,
6- İslam'ın katı, otoriter, yasaklayıcı, kısıtlayıcı, neşeyi - sevinci - kahkahayı - eğlenmeyi engelleyen bir din olmadığını, aksine güzelliğin her türlüsünü, sanatı, estetiği, neşeyi, özgürlükleri, modernliği, dışa dönüklüğü, kaliteyi, gülmeyi teşvik eden bir sevgi dini olduğunu anlatmasını, hazmedemeyen, istemeyen, haset eden bazı karanlık odaklarca bu kumpas hayata geçirildi. (Devletimizin şerefli memurlarını tenzih ederim)
*AMA, biz önce Allah'ımıza sonra da Devletimiz’e güveniyoruz. Adnan Bey’in ve bizlerin 8 yıldır sergilediğimiz bu tevekküllü, sabırlı, neşeli, hüsn-ü zanlı, devlete sadakatli, yüksek moralli duruşumuz Devlet’in iftiharla işlediğini düşünüyoruz.
Allah'a çok şükür, güvenilirliğimize güvenilirlik katıldı.
Biliyorsunuz, sevginin – sadakatin gerçek olup olmadığının en güzel yoludur, zorluklarla denenmek. Allah imtihanları bunun için yaratır. "Bu şekilde samimi, cesur, sabırlıları ayırt ederiz" der Cenab-ı Allah. (mealen)
Biz bu cezaevi imtihanını / eğitimini en güzel şekilde yaşadığımız için çok mutluyum.
Size yolladığım cezaevi fotoğraflarımda da bu halimizin, Allah'a güvenimizden kaynaklı ve masum olmamızdan kaynaklı özgüvenli duruşumuzun fark edildiğine inanıyorum.
Sizin hukuksuzluklara yönelik vicdanlı ve adilane tutumunuz herkesçe çok beğeniliyor. Siyasi olarak aynı görüşte olmasanız da, doğruyu söylemekten asla imtina etmiyorsunuz. Bu çok kıymetli, çok sık da rastlanan bir durum değil maalesef.
Ancak Türkiye'de sadece Kavala davası, Tayfun Kahraman olayı, Can Atalay olayı ya da Selahattin Demirtaş'a yönelik hukuksuzluklar yok!
Elbette kaderde tüm tuzaklar "bozulmuş" olarak yaratılır. Allah bütün hileleri / tuzakları bozacağını kesin olarak vaad eder.
Adnan Oktar kumpas davası da kadrse en hayırlı vakitte deşifre olacak. İnsanlarımızın vicdanında biz zaten taa en başta beraat ettik ama beraat hukuken de tescillenecek evvelAllah. Allah’ın kanunu bu. Kimse önüne geçemez.
Sizin gibi güvenilir, sağ-sol her kesimin sözüne itibar ettiği bir hukuk insanının da, sizinle dava kardeşi olan, mümin kardeşleriniz olan bir camianın yaşadığı bu büyük hukuksuzluğu, haksızlığı görmezden gelmemesi gerektiğini düşünüyorum.
Cesur duruşunuzu Adnan Oktar Davası için de bekliyoruz.
Ey İman Edenler! Allah için gerçeğe bağlı kalmada kararlı olun! Hakkaniyetli tanıklar olun! Bir halka olan düşmanlığınız sizi adaletsizliğe yöneltmesin. Adil olun, bu, takvalı olmaya en uygun olandır. Allah'a karşı takvalı olun. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır. (Maide Suresi, 8)
Onlar, her türlü planı yapmışlardı. Oysaki dağları yerinden oynatacak derecede güçlü olduğunu sandıkları planları Allah'ın denetimi altındadır. (İbrahim Suresi, 46)
Not: Mektuba ek olarak hukuksuzluklar özeti ve 2 fotoğrafım da zarftadır.
Saygılarımla.
Merve Büyükbayrak
Kocaeli 1 No’lu F Tipi K.C.İ.K