
15.12.2025
Sn. Serap Belovacıklı,
Ben Merve Büyükbayrak. Sn. Adnan Oktar’ın arkadaşıyım, Adnan Oktar Kumpas Davası’nda yargılanan, hukuksuz kumpas kararlar neticesinde de yaklaşık 9.000 yıla hükmedilen kişilerden biriyim.
Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları olarak bizim 8 senedir yaşadığımız, maruz kaldığımız, sağ ve sol basın tarafından ittifakla üstü örtülmeye çalışılan, bir yandan da katı bir önyargı ve husumetle, tamamen ideolojik gerekçelerle alkışlanan hukuksuzluklar şu an 24 saat konuşulur hale geldi.
Biz ne yaşadıysak ve halihazırda yaşamaya devam ediyorsak, 2025 yılı itibari ile hepsi gündem olmaya başladı.
Çünkü;adaletsizliğe susuldukça, sıra susanlara ya da hukuksuzluğa göz göre göre, vicdanın üzerini örte örte destekleyenlere gelmeye başladı. “Susma, sustukça sıra sana gelecek” sloganının ne kadar doğru bir anlam içerdiği görüldü, maalesef.
Sizin de, ülkemizde adaletsizliğin geldiği vahim aşamadan ne kadar tedirgin olduğunuz görülüyor. Konuşmalarınızdan bu rahatsızlığınız açıkça anlaşılıyor. Bu nedenle sizi bilgilendirmek istedim:
8 yıldır Adnan Oktar Kumpas Davası kapsamında uygulanan hemen hemen bütün hukuk ihlallerinin bir benzerinin bugün İBB dosyaları başta olmak üzere daha pek çok siyasi davada da yaşanıyor olması bir tesadüf değil!
Kanunsuz kumpas yapılanması önce bizim camiamız üzerinde deneyip, hayata geçirip iyice olgunlaştırdığı kumpas sürecini, baktı ki kimse ses çıkarmıyor, tepki göstermiyor, bilakis büyük bir iştahla, adeta Orta Çağ gladyatör dövüşlerini izleyen şuursuz kitleler gibi, var gücüyle alkışlıyor; şimdi sırayla sindirmek istediği başka başka camialara da tatbik etmeye başladı.
Adnan Bey bunu Mahkemelerde de defaatle dile getirdi, bu tehlikeye dikkat çekti, bütün camiaları uyardı ama sırf ideolojik husumetlerle, fikirsel karşıtla, “Benim mahallemden olana adalet olsun, karşı mahalleye ne olursa olsun” kafasıyla, “Adnan Oktar Camiası’na oh olsun” diyen gazeteciler bile oldu!
Ama sonunda, dün karşı mahallede çıkan yangın bugün diğer mahalleye de sıçradı.
Sayın Belovacıklı,
Eğer 8 sene önce ve boyunca,
- 45 yıldır toplumun ve Devletimiz’in gözü önünde olan, varlığını Devlete-millete hayırlı faaliyetlere, millî-manevi alanda hizmetlere -Allah rızası için-vakfetmiş koca bir camianın bir gecede her türlü suçu işlemeye azmetmiş eli kanlı bir silahla suç örgütü olarak ilan edilmesine,
- Adnan Oktar Kumpas Davası’nda “tabii hakim ilkesi”nin yok sayılmasına, (30. ACM’ye bizi yargılamak için atanan özel heyet, bize 10.000’er yıllık kumpas kararları verdikten 1 hafta sonra başka yerlere atandı!)
- Etkin pişmanlığın, sırf cezaevinden çıkabilmek ya da cezaevine girmemek için bir iftira mekanizmasına dönüştürülmesine,
- Sırf soyut beyanlara dayanarak, -somut hiçbir aleyhe delil olmamasına rağmen-, sanıklar aleyhine yüzlerce, binlerce yıllık ceza kararları verilmesine,
- 220/5 kanun maddesinin, kapsamı dışında, tamamen keyfiyetle, insanları astronomik ceza kararlarıyla sindirmek, bezdirmek amacıyla kullanılmasına,
- TCK’yı yazan ceza hukukçularından biri ve benim de 8 yıldır dosyada müdafiim olan Sayın Prof. Ahmet Gökçen’in (TCK’da 220/5 maddesini yazan hukukçu olarak) söz konusu maddenin yanlış, hukuksuz ve hatalı uygulandığına dair yaptığı mahkeme savunmalarının yok sayılmasına,
- Dosyaya sunduğumuz ve dosyada örgüt suçlamasının da, cinsel suçlamaların da ve diğer bütün suçlamaların somut delilden yoksun, mesnetsiz ve iftira ürünü olduğuna dair ülkemizin duayen hukukçularının mütalaalarının yok sayılmasına,
- Operasyon günü arama ve el koymalar CMK 134’e tamamen aykırı şekilde gerçekleştirilmiş olmasına,
- Savunma hakkımızın ihlal edilmesine,
- Masumiyet Karinesi’ne uyulmamasına,
- Dosya kapsamında, sırf cezaevi tehdidiyle, -tahliye olabilmek için- 20-30 yıllık arkadaşlarına iftira atan etkin pişman ya da müştekilerin, sanki beyanları çok muteber kişilermiş gibi sağ ve sol basın tarafından sürekli TV’ye çıkartılarak, camiamız aleyhine kara propaganda malzemesi olarak kullanılmasına,
- ve ekte size sunduğum, çok az bir kısmını özetleyebildiğim binlerce hukuk ihlaline SUSULMASAYDI, ideolojik kaygılarla, önyargılarla, hatta muhtemelen Adnan Bey’in faaliyetlerinin oluşturduğu yüksek etki gücüne duyulan hasetle bu hukuksuzluklar DESTEKLENMESEYDİ, daha da KÖPÜRTÜLMESEYDİ ve bundan ilginç bir keyif alınmasaydı, bilakis Adnan Bey ve arkadaşlarının yaşadığı haksızlıklara TEPKİ GÖSTERİLSEYDİ, bu hukuk dışı uygulamalar taa o zaman DEŞİFRE EDİLSEYDİ, bugün birebir aynı kumpas sürecini başka camialar da yaşamazdı!
- Haksızlıklar, hukuksuz uygulamalar, hukukun yok sayılması ve kumpaslar desteklendiğinde, kumpası organize eden kanunsuz, derin yapılanmalara çok kirli bir cesaret aşılanmış oluyor!
- “Nasılsa bu sefer başardık, yine başarırız” diyerek, büyük bir küstahlık, azgın bir cüretle, kana susamış canavar gibi masum başka insanların üzerine salınmış oluyor!
- Bunda da hukuksuzluklara sessiz kalanların, veyahut destekleyenlerin payı, vebali ÇOK BÜYÜK,
- Bugün İBB dosyalarında yaşananlara en üst tondan tepki gösteren ama dün birebir aynı hukuk ihlallerini sırf “Adnan Oktar Camiası” söz konusu olduğu için ideolojik bakış açısıyla, “bizden değil” diyerek destekleyen ve kara propagandanın her türlüsünü yapan, mensubu olduğunuz kurumun yani Sözcü TV’nin payı ÇOK BÜYÜK!
Serap Hanım,
Ben ve arkadaşlarım, Adnan Bey’in vesilesiyle çok güzel bir iman ruhuyla yaşıyoruz. Tek Mutlak Varlık Allah’tır, Her Şeyi Yaratan Allah’tır. Allah’ın her şeye gücü yeter.
Sonsuz Adalet, Sonsuz Sevgi, Sonsuz Büyük, Sonsuz Merhamet, Sonsuz Akıl Olandır. Ve kullarını imtihan eder. Kendisi, hâşâ bilmediğinden değil, insanları kendi ahlaklarına şahit kılmak için, sınamadan geçirir.
Bu da samimi Allah aşıkları için çok büyük nimettir. Çünkü sevginin ispatı, sadece hoşumuza giden, rahat ettiğimiz, keyfimizin yerinde olduğu şartlarda değil, en zorlu şartlar ve ortamlar olduğunda da hep tevekküllü, sabırlı, sevinçli, Allah’a hüsn-ü zanlı bir tavırda olmaktır. O’nun her yarattığının hayırolduğunu kesin bilmektir.
Ben, Allah’a sevgimizin en güzel ispat ortamı olan, Medrese-i Yusufiye denen cezaevini çok kıymetli görüyorum, gurur duyuyorum. Suçumuz olmadan 8 yıldır cezaevinde olmayı Hazreti Yusuf’un bir sünneti olarak görüyor ve şeref duyuyorum. Camiamıza çok çok hayra, güzelliğe, Adnan Bey’e ve aramızdaki sevginin daha da artışına, derinleşmesine vesile olduğunu her geçen gün görmekten de çok sevinç duyuyorum. Şahane bir eğitimden geçiriyor Yüce Allah.
ANCAK;elbette bu hukuksuzluk ortamının değişmesi, ülkemize adaletin hakim olması için, herkesin hukuka olan güveninin yeniden tesis edilmesi için elimizden gelenin en iyisini yapmak da hukukun üzerine bir görevdir, vicdani bir sorumluluktur.
Bunun için de, siz-biz ayrımı yapmadanbütün hukuksuzluklara cesaretle karşı durmak, tepki göstermek çok önemli.
YOKSA,“sustukça sıra herkese gelecektir”!
Sadece kendi camianıza yakın, kendi ideolojik ortağınız olan çevrelerin, kişilerin yaşadığı adaletsizlikleri değil, her camianın yaşadığı kumpasları -önyargılarınızı bir kenara bırakarak- gündem haline getirirseniz, bu yolda güzel bir adım olacaktır.
Ekte sunduğum yazıyı da okumanızı tavsiye ediyorum… Ve bir gazeteci/haber programcısı olarak, bütün topluma ulaşabilme imkanınızı en doğru, hakkaniyetli, vicdanlı şekilde kullanıp, bütün meslektaşlarınıza da örnek olmanızı diliyorum.
AYET:“Ey inananlar! Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletten alıkoymasın, adil davranın…” (Maide Suresi, 8)
Saygılarımla,
Merve Büyükbayrak
Kocaeli Yüksek Güvenlikli 1 No’lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu