Mehdiyet Nurdur: Bütün Dünyanın Fıtratına Uygundur

8658 yıl ceza aldığımız davanın ana konularından biri de “Mehdiyet” kavramıdır.  Yargılandığımız davada Mehdiyet sanki devlet karşıtı bir ideolojiymiş gibi karşımıza çıkarılmıştır. Oysa Hz. Mehdi barış yanlısı, kimsenin burnunun dahi kanamayacağı, kan dökülmesinin tamamen sona ereceği ve yeryüzünde huzurun hâkim olacağı manevi bir liderdir. Peygamber Efendimiz (sav) hadislerde Hz Mehdi’nin, siyasi güce değil; sevgiye, adalete ve barışa dayalı bir şahsiyet olduğuna dikkat çekmiştir:

MEHDİYET DEVLETLE ÇATIŞAN BİR ANLAYIŞ DEĞİL, TAM TERSİNE TOPLUMU HUZURA KAVUŞTURAN BİR İNANÇTIR.

Hadislerde Mehdi 

Hz Mehdi’yi  doğrudan Peygamber Efendimiz (sav) hadislerinden tanıyoruz.. Hadislerde Hz Mehdi’nin:

  • Siyasi bir güç peşinde olmayacağı,

Hz. Mehdi (as), bütün haramların helal sayıldığı, büyük bir fitneden sonra çıkacaktır. HİLAFET (Müslümanların manevi liderliği), ONA EVİNDE OTURURKEN GELECEK ve devrinde yeryüzünün en hayırlısı kendisi olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 37)

  • Kan dökülmesine izin vermeyeceği,
Mehdi zamanında insanlar bir koyun ve bir kurt aynı yerde otlatılacak, çocuklar yılanlarla oynayacak, hiç kimseye zarar gelmeyecek.” 
(El-Kavlu’l Muhtasar fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 43; Sünen-i Darimi, 1/85)

 
Mehdi benim ümmetimdendir. Allah onu bir gecede ıslah eder. Onun zamanında ümmetim öyle bir nimet bulur ki, o zamana kadar benzeri görülmemiştir. Gökten bol bol yağmur yağar, yerden hiçbir şey esirgenmez. Mal çok olur. Mehdi herkese eşit şekilde mal dağıtır. O zaman ümmetin gönülleri zenginleşir, adalet her tarafa yayılır.” 
(İbn Mace, Kitabü’l-Fiten, 34; El-Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 15)

 “Mehdi çıktığında insanlar arasında hiçbir düşmanlık kalmaz, hatta yırtıcı hayvanlar bile birbirine zarar vermez.” 
(El-Kavlu’l Muhtasar fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 42)

 
Mehdi geldiğinde yeryüzünde barış ve güven hâkim olur. Hatta bir kadın tek başına Şam’dan Hicaz’a kadar gider de, Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmaz.” 
(İbn Hacer, el-Kavlu’l Muhtasar, s. 40)

Mehdi zamanında bir damla dahi kan akıtılmayacaktır.” 
(El-Kavlu’l Muhtasar fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 42)

 “Mehdi geldiğinde Allah, ümmetimden zulmü ve düşmanlığı kaldırır. O dönemde bir adam, bir avuç buğdayla bir kadına gider, ona zarar gelmez.” 
(El-Kavlu’l Muhtasar fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 42)
  • Barış ve huzur ortamını tesis edeceği,
Hz. Mehdi (As) imdada gelen ve feryadresdir (Feryad Edenin Yardımına Koşan, Yardım Edendir). Allah, onu dünyadaki insanların imdadına yetişmesi için gönderecektir... (El-Mehdiyy-il Mev'ud, c. 1, s. 264, 275, 277, 285, 287, 288, 311, 318, c. 2, s. 11) HZ. MEHDİ (AS)'IN hükümranlığı zamanında zalimlerin ve müstekbirlerin hükümranlığı, münafıkların ve hainlerin siyasi nüfuzu nabud (yok) olacaktır (son bulacaktır). (El-Mehdiyy-il Mev'ud, c. 1, s. 252)

Hz. Mehdi (as) zamanında Asr-ı Saadette olduğu gibi KÜLLENMİŞ DUYGULAR BİR BİR TOMURCUKLANACAK, ÇİÇEK AÇACAKLARDIR. (el-Havi l'il-Fetava, s. 67, 68; Rahbavi, Kıyamet Alametleri, s. 162, 163)

(HZ. MEHDİ (AS)) ALLAH'IN İZNİYLE TAŞ GİBİ KALPLERİ YUMUŞATABİLECEK, KÖMÜR GİBİ RUHLARI ELMASLAŞTIRABİLECEK, ölü ruhları imanın nuruyla diriltebilecek... (El-Kavlü'l-Muhtasır, s. 24; Şaban Döğen Mehdi ve Deccal, s. 194-195)

Dedi ki: Ey Emirülmüminin! Bu Hz. Mehdi (as) kimdendir? Buyurdu ki: Benî Haşim'dendir, arapların yüce dağının zirvesinden. O ÖYLE BİR DENİZDİR Kİ, O MANA DENİZİNDE İNSANLAR İLMEN VE AHLAKEN SONSUZ GELİŞEBİLİR. KENDİSİNE SIĞINANLAR İÇİN AMANDIR... (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 251)

özellikle vurgulanmaktadır.

Nitekim rivayetlerde “Mehdi döneminde burun bile kanamaz” ifadesi  Hz Mehid zamanındaki barış ortamını açıkça ifade eder.

Mehdi’nin zamanında insanlar arasında barış ve huzur olur, kimsenin burnu dahi kanamaz.
(El-Kavlu’l Muhtasar fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 42)

Bediüzzaman Hazretleri de Hz Mehdi’yi Manevi Bir Lider Olarak Tanımlamıştır

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri de Mehdiyet konusunda açıklamalar yapmış;

  • Kendisinin Mehdi olmadığını,
Benim vazifem, tohum ekmektir, ağaç dikmektir. Benim vazifem, hizmet-i imaniyedir. Netice Cenab-ı Hakk’a aittir. Benim vazifem, ihlasla hizmet etmektir. Ben, tohum ekmişim; o tohumlar sünbüllenir, başkaları biçer. Belki de benden sonra gelenler, benden daha çok hizmet edecekler. Mehdi ve şakirtleri gelir, o daireyi genişletir, o tohumlar sünbüllenir. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 138; Kastamonu) Risale-i Nur, bu zamanın bir müceddidi olarak, Mehdi’nin manevi bir öncüsüdür. Mehdi’nin vazifesi, imanı kurtarmak ve İslam’ı ihya etmektir. Risale-i Nur ise bu vazifenin birinci safhasını, yani imanı kurtarma ve tahkim etme vazifesini yerine getirmiştir.” (Emirdağ Lahikası, 2. Cilt, s. 260)
  • Mehdi’nin “Seyyid” yani Peygamber soyundan geleceğini
.. Hem mehdilik isnadını hiç kabul etmediğimi bütün kardeşlerim şehadet ederler. Hatta Denizli’deki ehli vukuf (bilgi sahibi kişiler) eğer Said mehdiliğini ortaya atsa bütün şakirtleri (talebeleri) kabul edecek dediklerine mukabil (karşılık), Said itiraznamesinde demiş ki: “ben seyyid değilim Mehdi seyyid olacak” diye onları reddetmiş... (Şualar, s. 365)

Ben, kendimi seyyid (Peygamberimiz (sav)'in soyundan) bilemiyorum. Bu zamanda nesiller bilinmiyor. Halbuki ahir zamanın o büyük şahsı Al-i Beyt’ten (Peygamberimiz (sav)'in soyundan) olacaktır.(Emirdağ Lahikası, s. 247-250)

Seyyid olmayan seyyidim ve seyyid olan değilim diyenler, ikisi de günahkar ve duhul ve huruc (isyan) haram oldukları gibi... hadis ve Kuran’da dahi, ziyade veya noksan etmek memnu’dur (yasaklanmıştır). (Muhakemat, s. 52)
  • Mehdi’nin siyasetten uzak duracağını, iman ve ahlak alanında hizmet edeceğini ifade etmiştir:

“O zatın üç vazifesi vardır: Birincisi, dalalet ve bid’alarla mücadele edip imanı kurtarmak ve hayat-ı diniyeyi ihya etmektir. İkincisi, şeriatı icra ve tatbik etmektir. Üçüncüsü, hilafeti İslamiye’yi temsil etmektir. Bu üç vazifeyi birden, bir şahıs, zahiri saltanatla yapamaz. O zat, manevi bir şahsiyet-i maneviye hükmünde olan bir cemaatin başında bulunacaktır.”(Şualar, Emirdağ Lahikası)

Bu da bize gösteriyor ki Mehdiyet, devlete karşı bir oluşum değildir. Bediüzzaman Hazretleri, Hz Mehdi'nin manevi bir lider olacağını, insanlara hak yolu göstereceğini, onları imana ve güzel ahlaka davet edeceğini, bu görevleriyle ümmete önderlik edeceğini açıkça belirtmiştir.

Sonuç:

Mehdiyet, İslamî kaynaklarda bir sevgi, barış ve iman hareketi olarak tanımlanır. Hadislerde, Mehdi’nin siyasi bir güç kullanmayacağını açıkça bildirilmektedir.  

Peki neden 8658 yıl ceza aldığımız ceza davasında bu konu tekrar tekrar önümüze geliyor? Bunun tek nedeni bazı güç odaklarının özellikle de “İngiliz Derin Devletinin” bundan rahatsız olmasıdır. Çünkü biz yazılı ve Mehdi’nin zuhurunun, Hz. İsa (as) nüzulünün çok yakın bir gelecekte gerçekleşeceğini müjdeleyen yazılı ve sözlü yayınlar yaptık. Bu yayınlarda sıklıkla hadislerde;

  • Mehdi’nin Türklerden çıkacağı, Konstantiniye’den (İstanbul’dan) zuhur edeceğini bildirdik
Hz. İbni Amr'dan (r.a.) rivayet edilmiştir: Peygamberimiz (sav) buyurdu ki: "Ey Ümmet! Altı şey vardır ki; onlar olmadan kıyamet kopmaz… Altıncısı, Medine'nin (şehrin) fethi." Denildi ki: "Hangi medine? (hangi şehir?)" Buyurdu ki: "Konstantiniyye (İstanbul)." (Açıklama: Bu Konstantiniyye'nin Hz. Mehdi (as) tarafından yapılacak fethidir.) (Kıyamet Alametleri, s. 204; Ramuz-el Ehadis, s. 296)

Bazı rivayetlerde ise şöyle geçmektedir: "Dünyada hiçbir zaman kalmayıp ancak tek bir gün kalsa bile, o günde benim ailemden bir zatın (Hz. Mehdi (as)'ın) Deylem dağına (yahut eyaletine) ve Konstantiniyye şehrine (İstanbul’a) sahip olması için Allah (c.c.) muhakkak o günü uzatacaktır." (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 74 / Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 440)

Bir başka hadiste ise: "Mehdi, Konstantiniyye ve Deylem Dağını (manen) fethedecektir." (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 27) denilmektedir.

Söz konusu yayınlar özellikle Osmanlı’ döneminden itibaren “Kızılelma” idealini bilenler için büyük bir anlam taşıyor. Tarih boyunca bu durumun çeşitli güç odaklarını tedirgin ettiği ve Mehdiyet konusunu sürekli olarak, engellemeye çalışmaları çok da şaşırtıcı değil Fakat Mehdiyetin imtihanı zorlu olsa da önü asla kesilemez. Mehdiyetin durdurulamaması, Allah'ın gösterdiği mucizelerden biridir.

(31.10 2022   tarihinde 30. Ağır Ceza Mahkemesindeki savunmamdan esinlenilmiştir)